Açık hava etkinlikleri, doğa yürüyüşleri ve bahçe işleriyle uğraşmak, bağımlılık tedavisinde hastaların iyileşme sürecine önemli bir güç katıyor. Uzmanlar, tıbbi ve psikolojik tedavinin yanında uygulanan “yeşil terapi” (ekoterapi) yönteminin, stres hormonlarını düşürerek hastalarda nüks (yeniden başlama) riskini önemli ölçüde azalttığını belirtiyor.
“HAZDAN HAZ ALAMAMA” DURUMUNA KARŞI DOĞA KALKANI
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikologu Gürler Güz, bağımlılığın temelinde beynin ödül sistemindeki dengesizliğin yattığını ifade etti. Madde kullanımının ya da kumar ve dijital bağımlılık gibi davranışsal bağımlılıkların beyindeki dopamin salınımını yapay şekilde aşırı yükselttiğini belirten Güz, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Zamanla beyin bu yapay uyarana alışır ve günlük hayattaki sıradan zevkler —bir sohbet, bir yemek ya da bir başarı hissi— eskisi kadar tatmin edici gelmemeye başlar. Klinik dilde buna ‘anhedoni’, yani hazdan haz alamama hali denir. Doğa ise bu tabloya farklı bir kanaldan müdahale eder. Doğal ortamlarda geçirilen süre, stres hormonu kortizolün düzeyini düşürerek bedeni ‘savaş ya da kaç’ modundan çıkarıp dinlenme ve onarım moduna sokar. Bağımlılıkla mücadele eden pek çok hastada yoğun stres nüks riskini doğrudan artırır; doğa ise bu stres yükünü hafifleterek etkili bir koruma sağlar.”
| Terim / Kavram | Klinik Açıklaması | Yeşil Terapideki Karşılığı |
| Anhedoni | Günlük aktivitelerden haz alamama hali | Doğal stimülasyonla duyusal farkındalık kazanma |
| Öz-yeterlilik | Kişinin kendi hayatını yönetebilme hissi | Doğada küçük ama somut kararlar alma kapasitesi |
| Davranışsal Aktivasyon | Boş zamanı sağlıklı eylemlerle doldurma | Bahçecilik, yürüyüş ve doğa kampları |
İÇ KAYNAKLARI YENİDEN İNŞA ETMEK: ÖZ-YETERLİLİK
Sürdürülebilir iyileşme için sadece bağımlılık yaratan unsurdan uzak durmanın yetmediğini, boşalan zamanın anlamlı aktivitelerle doldurulması gerektiğini (davranışsal aktivasyon) vurgulayan Güz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir doğa yürüyüşü, bahçede toprakla uğraşmak veya bir parkta çevreyi fark etmek kişiye kaybettiği kontrol duygusunu geri kazandırabilir. Bağımlılık sürecinde yitirilen ‘kendi hayatını yönetebilme’ hissi, psikolojide ‘öz-yeterlilik’ olarak adlandırılır. Hangi rotayı seçeceğine ya da bir bitkiyi nasıl büyüteceğine karar vermek gibi küçük adımlar bu hissi yeniden inşa eder.”
YABAN HAYATİ TERAPİSİ VE BAHÇIVANLIK PROGRAMLARI
Gelişmiş ülkelerde doğa temelli müdahalelerin sistemli programlar halinde uygulandığına dikkat çekilen açıklamada; özellikle ergen ve genç yetişkinlerde “yaban hayatı terapisi” (doğa terapisi) kurgularının, açık hava yürüyüşü, kamp ve hayatta kalma becerilerini psikoterapi ile birleştirdiği ifade edildi. Bahçıvanlık temelli rehabilitasyon programlarının ise sabır gerektiren yapısı sayesinde dürtü kontrolünü ve sonucu erteleyebilme becerisini artırdığı vurgulandı.
Türkiye’de de belediyeler ve çeşitli rehabilitasyon merkezleri bünyesinde ekolojik tarım atölyeleri ve doğa yürüyüşlerinin yaygınlaştığı kaydedildi.
DOĞA TEK BAŞINA SİHİRLİ BİR FORMÜL DEĞİL
Yeşil terapinin bedensel, duygusal ve anlam kurma boyutlarında üçlü bir destek sağladığına değinen Klinik Psikolog Gürler Güz, şu uyarılarda bulunarak sözlerini tamamladı:
“Elbette doğa, standart tedavinin yerini alacak sihirli bir formül değildir. Bağımlılık tedavisinde ilaç desteği (farmakoterapi), bilişsel-davranışçı terapi ve yapılandırılmış rehabilitasyon süreçleri vazgeçilmez temel unsurlardır. Ancak doğayla kurulan düzenli ve bilinçli temas, bu süreçlerin yanında kişinin dayanıklılığını artıran ve iyileşmeyi kalıcı kılan değerli bir tamamlayıcı unsur olarak görülmelidir.”












