Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sağlık Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Ali Rıza Erbay, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun kamuoyuna yönelik sağlıklı yaşam çağrılarını eleştirdi. Sağlığın yalnızca bireysel sorumluluklara ve tercihlere indirgenemeyeceğini belirten Prof. Dr. Erbay, devletin vatandaşa tavsiye vermekten ziyade sağlıklı yaşayabileceği sosyal ve ekonomik koşulları tesis etmekle yükümlü olduğunu söyledi.
“VATANDAŞ AÇLIKLA VE AĞIR ÇALIŞMA KOŞULLARIYLA MÜCADELE EDİYOR”
Toplumun önemli bir kesiminin ekonomik sıkıntılar nedeniyle dengeli beslenme ve spor yapma imkânından yoksun olduğunu ifade eden Prof. Dr. Erbay, Bakan Memişoğlu’nun söylemlerinin sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini savundu. CHP Genel Başkan Yardımcısı Erbay açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:
“Elbette sağlıklı beslenmek, hareketli bir yaşam sürmek ve sigaradan uzak durmak toplum sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Ancak asıl mesele, vatandaşlara sağlıklı yaşamalarını söylemek değil, sağlıklı yaşayabilecekleri koşulları oluşturmaktır. Vatandaşlarımız ekonomik güçlükler ve açlıkla savaşırken; yoğun çalışma saatleri yüzünden spora zaman ayıramayan veya çevresinde güvenli alan bulamayan milyonların karşısına yalnızca sağlıklı yaşam önerileriyle çıkmak yeterli değildir. Sağlığı bireysel tercihlere indirgemek, sorunun toplumsal ve ekonomik boyutlarını gözden kaçırmaktır.”
“KORUYUCU SAĞLIK HİZMETLERİ VE AİLE HEKİMLİĞİ GÜÇLENDİRİLMELİ”
Sağlık sisteminin sadece hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi sunan bir anlayışla yönetilemeyeceğini vurgulayan Prof. Dr. Erbay, koruyucu sağlık hizmetlerinin hayati önem taşıdığını belirtti. Erbay, kamusal sorumlulukların yerine getirilmesi gerektiğine dikkat çekerek şunları kaydetti:
“Koruyucu sağlık politikası, vatandaşa öğüt vermekle değil, hastalıkları önleyecek koşulları yaratmakla başlar. Bu nedenle aile hekimliği ve birinci basamak sağlık hizmetleri güçlendirilmeli; obeziteyle mücadele, sigarayı bırakma desteği, beslenme danışmanlığı ve fiziksel aktivite programları toplumun bütün kesimleri için erişilebilir olmalıdır. Sağlık politikalarının başarısı, önlenebilir hastalıkların azaltılmasıyla ölçülür.”
“SAĞLIK BİR AYRICALIK DEĞİL TEMEL BİR HAKTIR”
Sosyal devlet anlayışının sağlık hizmetlerindeki belirleyici rolüne değinen Erbay, açıklamasını şu ifadelerle tamamladı:
“Devletin görevi, vatandaşlara sağlıklı yaşamalarını tavsiye etmek kadar, bu yaşamı mümkün kılacak sosyal ve ekonomik koşulları oluşturmaktır. Çünkü sağlık bir ayrıcalık değil, temel bir haktır. Sağlıklı Türkiye hedefi, vatandaşlara sağlıklı yaşam çağrısı yapıldığında değil, herkesin sağlıklı yaşayabilmesinin koşulları oluşturulduğunda gerçek anlamına kavuşacaktır. Sağlık öğütle değil, sosyal devletin sorumluluğuyla korunur.”
TÜRKİYE’DE KORUYUCU SAĞLIK VE BİRİNCİ BASAMAK HİZMETLERİNİN DURUMU
Sağlık ekonomistleri ve tabip odaları, Türkiye’de sağlık bütçesinin büyük bir kısmının tedavi edici hizmetlere ve şehir hastanelerine ayrıldığını, koruyucu sağlık hizmetlerinin ise ikincil planda kaldığını sıkça dile getiriyor. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin temeli olan Aile Sağlığı Merkezleri’nin (ASM) fiziki yetersizlikleri, personel eksikliği ve sevk zincirinin etkin işletilememesi, hastanelerdeki yoğunluğu artıran temel etkenler arasında gösteriliyor. Sosyal devlet ilkeleri gereğince; koruyucu hekimlik, ücretsiz tarama programları ve sağlıklı gıdaya erişim politikalarının entegre bir şekilde yürütülmesi, kronik hastalıkların ve obezitenin önlenmesinde kritik rol oynuyor.












