Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği kapsamlı basın toplantısıyla tarım sektöründeki krizleri ve ekonomi gündemini değerlendirdi. Tarımsal üretimde rekolte artışı yaşanmasına karşın çiftçinin zarara sürüklendiğini belirten Sarıbal, maliyetlerin altında kalan alım fiyatlarına ve ithalat politikalarına tepki gösterdi.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE DEMOKRASİ VURGUSU
Açıklamalarına basın özgürlüğünün önemine değinerek başlayan CHP’li Sarıbal, medyanın bağımsız ve tarafsız bir yayın çizgisinde durması gerektiğini ifade etti. Gazeteciliğin üzerindeki baskılara dikkat çeken Sarıbal, “Basın siyasetin, ticaretin ve hegemonyanın baskısı altında olmamalı; gerektiğinde muhalefet görevini üstlenmeli ve halkı gerçeklerle buluşturabilmeli” çağrısında bulundu. Tarım ve gıda alanındaki sorunların çözümsüz olmadığını vurgulayan Sarıbal, Türkiye’nin bu krizleri aşacak kaynağa ve potansiyele sahip olduğunu belirtti.
“BURSA SIYAH İNCİRİ DALINDA ÇÜRÜYOR, KANTARLAR DERHAL AÇILSIN”
Geçen yıl yaşanan don olayları nedeniyle 20-25 bin ton civarında kalan Bursa siyah inciri rekoltesinin bu sezon 50 bin tonu aşmasının beklendiğini aktaran Sarıbal, rekolte artışıyla birlikte fiyatların sert düştüğünü söyledi. Sezon başında kilogramı 130 liradan başlayan fiyatların 50 liraya, olgunlaşmış ürünlerde ise 25-30 liraya kadar gerilediğini belirtti.
Sadece toplama işçiliğinin kilogram başına 25 lira, toplam üretim maliyetinin ise 60-70 lira bandında olduğunu ifade eden Sarıbal, piyasadaki tıkanıklığı şu sözlerle dile getirdi:
“Şu anda Bursa siyah inciri dalında çürüyor. Yaklaşık 10 firma alım yapıyor; bu firmalar kantarları kapattı. Hemen hemen yok denecek kadar az alım yapılıyor. Derhal kantarlar açılsın ve çiftçiden siyah incir alımı yeniden başlasın; ama hakkaniyetli bir fiyatla. Tek taraflı çıkar, yalnızca bir tarafın ezilmesine neden olur.”
Yıllık 100 milyon dolarlık ihracat potansiyeline sahip üründe pestisit kalıntısı gerekçesinin tüm üreticileri cezalandırmak için kullanılamayacağını savunan Sarıbal; Tarım ve Orman Bakanlığı ile Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni göreve çağırdı. Tarım A.Ş.’nin kamusal alım yapmasını, taban fiyat açıklanmasını ve üreticilerin temsil edileceği bir “İncir Birliği” kurulmasını talep etti.
KURU ÜZÜM FİYATLARINA TEPKİ: “GEÇEN YIL 120 LİRA, BUGÜN 80 LİRA”
Manisa, İzmir ve Denizli genelinde bu yıl 300-350 bin ton rekolte beklenen çekirdeksiz kuru üzümde açıklanan alım fiyatlarını eleştiren Sarıbal, geçen yıl 120 lira olan kilogram fiyatının bu yıl Tariş Üzüm Birliği tarafından ortalama 80 lira olarak açıklanmasına tepki gösterdi.
Çiftçinin tarla maliyetinin 91 lira olduğunu, ziraat odalarının ve üreticilerin talebinin ise 150 lira seviyesinde bulunduğunu vurgulayan Sarıbal, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçen yıl 120 lira, bugün 80 lira; 40 lira geri. Üretimin fazla olması demek, sizin uyguladığınız fiyatlarla daha fazla çiftçinin zarar etmesi demek. Bu fiyatlarla çiftçi bu yükün altından kalkamaz. Üç trilyon lirayı faize veren iktidarın ‘para yok’ deme lüksü yoktur. Para var ama iktidar tercihini faizden yana kullanıyor.”
Sarıbal; Salihli, Alaşehir, Denizli ve İzmir’deki üreticilerin eylemlere başladığını hatırlatarak Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ve Tariş’in fiyatları derhal yukarı yönlü revize etmesi gerektiğini söyledi.
KUZU SOĞAN ÜRETİCİSİ İTHALAT BASKISIYLA YÜZ YÜZE
Türkiye’nin yıllık 2,2 ila 3 milyon ton arasında kuru soğan üretme kapasitesi bulunduğunu belirten Sarıbal, uygulanan dış ticaret politikalarının yerli üreticiyi cezalandırdığını savundu. Kuru soğanda gümrük vergisinin yüzde 49,5’ten yüzde 5’e düşürülmesini ve bu sürenin uzatılmasını eleştiren Sarıbal, Ankara, Polatlı, Şereflikoçhisar, Amasya ve Çorum’da kışlık soğan hasadının başladığı döneme dikkat çekti.
Sarıbal, bu uygulamanın depolama yapacak çiftçiyi de tehdit ettiğini belirterek, “Bu, depodaki ürünü de ithalatla terbiye eden bir mekanizma. Üreticiye, ‘Ürünü depoya koysan bile para etmeyecek’ mesajı veriliyor” dedi.
“EKONOMİK BÜYÜME HALKIN SOFRASINA VE EMEĞE YANSIMIYOR”
Ekonomik verilere de değinen Sarıbal, ikinci çeyrekte açıklanan yüzde 2,3’lük büyüme oranının toplumun refahını artırmadığını ifade etti. Büyümenin halkın sofrasındaki ekmeğe yansıması gerektiğini belirten Sarıbal, gayrisafi katma değer içerisinde emeğin payının geçen yılki yüzde 38,3 seviyesinden yüzde 38,1’e gerilediğini aktardı.
İşsizlik oranının yüzde 8,1’e yükseldiğini, resmi işsiz sayısının 2 milyon 861 bin kişiye ulaştığını hatırlatan Sarıbal, açıklanan enflasyon rakamları ve yıl sonu tahminlerinin yükseltilmesi hakkında şu değerlendirmeyi yaptı:
“Ekonominin gerçek ölçüsü şirketlerin bilançoları değil, hükümetin açıkladığı büyüme rakamları değil; halkın sofrası, üretenin cebi ve çiftçinin alın terinin karşılığını alıp almadığıdır. Ülkenin temel meselesi ekonomidir. Elbette bu düzen değişecek; halktan yana, demokrasiden yana yeni bir düzen halkımızla beraber inşa edilecektir.”











