Cumhuriyet gazetesinin geçmişte yaşadığı ekonomik kriz dönemlerinde gazeteye destek vermek için sokak sokak gezip kendi imkânlarıyla gazete dağıtan yurttaş Nurhan Çetinkaya, kurumun bugün geldiği noktaya ilişkin sert bir açıklama yaptı. Yayın çizgisinde yaşanan değişimi ve haber dilini eleştiren Çetinkaya, verilen emeklerin karşılığının bu olmaması gerektiğini vurguladı.
“ŞOV YAPMADIK, EMEK VERDİK”
Gazetenin zor günlerinde destek anlayışının sadece sosyal medyada görünmekten ibaret olmadığını belirten Çetinkaya, “Cumhuriyet gazetesinin ekonomik kriz yaşadığı dönemde, gazeteye destek olmak için gidip fotoğraf çektirenler vardı. Ben ise fotoğraf çektirmek yerine her gün yüzlerce Cumhuriyet gazetesi satın alıp ücretsiz dağıttım. Hem de gazetenin yeterince okunmadığı ilçelerde… Zeytinburnu’nda, Bağcılar’da, Sefaköy’de… Çünkü benim için mesele fotoğraf vermek, görünmek ya da sosyal medyada paylaşım yapmak değildi. Mesele, Cumhuriyet gazetesinin daha fazla insana ulaşmasını sağlamaktı” dedi.
“SON OLARAK ADALAR’DA DAĞITTIM”
Desteğini her zaman sahada ve fiziki olarak gösterdiğini ifade eden Çetinkaya, en son 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda Adalar’da yine kendi imkânlarıyla gazete dağıtımı gerçekleştirdiğini hatırlattı.
“GAZETECİLİK YERİNE TROLLEŞME VE ALGI OPERASYONU”
Gelinen noktada gazetenin yayın ilkelerinden uzaklaştığını savunan Çetinkaya, eleştirilerini şu sözlerle sürdürdü:
“Ben desteği fotoğrafla değil, emekle gösterdim. Ama bugün görüyorum ki o Cumhuriyet gazetesi, artık gazetecilik yapmak yerine trolleşmeye, sürekli algı operasyonları yapmaya başlamış. İnsan ister istemez soruyor: Biz bütün o emeği ne için verdik?”
“YAZIKLAR OLSUN VERİLEN EMEĞE”
Bir kurumun varlığını sürdürmesi için verilen mücadelenin, onun yanlışlarını görmezden gelmek anlamına gelmeyeceğini vurgulayan yurttaş Nurhan Çetinkaya, açıklamasını şu sitem dolu sözlerle tamamladı:
“Bir gazetenin yaşaması için mücadele etmek başka, onun bugün geldiği noktayı sorgulamadan kabullenmek başka. Yazıklar olsun verilen emeğe! Biz Cumhuriyet’i yalnızca bir gazete olarak değil, bir değer olarak gördük. Keşke bugün o gazete de geçmişte kendisine destek veren insanların inandığı değerlere sahip çıkabilseydi.”












