Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eski Genel Başkanı merhum Deniz Baykal’ın kızı Aslı Baykal, borsa ve fon skandalına ilişkin siyaset kulislerini hareketlendirecek kritik açıklamalarda bulundu. YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre’nin belgelere dair ifadelerini hedef alan Baykal, devlet memurları tarafından bilgi sızdırılmasının usulsüzlük olduğuna dikkat çekerek meselenin arkasında planlı bir operasyon olabileceğini iddia etti.
“DEVLETİN GİZLİ BİLGİLERİNİ SIZDIRMAK DA USULSÜZLÜKTÜR”
YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre’nin, borsa ve fon skandalına dair ellerindeki bilgi ile belgelerin “dürüst ve namuslu devlet memurları” tarafından getirildiği yönündeki beyanlarını değerlendiren Aslı Baykal, izlenen yöntemi eleştirdi.
Baykal, devlet içi bilgi akışına ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:
“YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, borsa ve fon skandalına ilişkin ellerindeki bilgi ve belgelerin, yaşanan usulsüzlüklerden rahatsız olan ‘dürüst ve namuslu’ devlet memurlarından geldiğini söylüyor. Oysa fonlarda yapılanlar kadar devletin elindeki gizli bilgi ve belgelerin dışarı sızdırılması da usulsüzlüktür. Üstelik bu memurlar gerçekten iyi niyetle vatandaşı korumak istiyorlarsa, başvurabilecekleri Cumhurbaşkanlığı, ilgili bakanlıklar, savcılık, denetim kurumları ve basın gibi pek çok kanal var.”
“NEDEN YENİ PARTİ SEÇİLDİ?”
Belgelerin aktarılış biçimi ve adresine dair soru işaretlerini sıralayan Baykal, memurların resmi makamlar yerine bir siyasi partiye yönelmesini sorguladı:
“Peki bütün bunların arasından neden YENİ Parti seçildi? Başka makamlara başvurup sonuç alamadıkları için mi YENİ Parti’ye gittiler, yoksa belgeler doğrudan YENİ Parti’ye mi taşındı?”
“MESELE YALNIZCA FON SKANDALI DEĞİL, PLANLI BİR OPERASYONDUR”
Açıklamasının son bölümünde skandalın arka planındaki olası bağlantılara işaret eden Baykal, sürecin hükümeti hedef alan organize bir yapı tarafından kurgulanmış olabileceği uyarısında bulundu:
“Bir soru daha: Aile Bakanını bu fonlara yönlendirenlerle, bilgileri YENİ Parti’ye ulaştıranların aynı çevreler olup olmadığı da araştırılmalıdır. Çünkü böyle bir bağlantı varsa, mesele yalnızca bir fon skandalı değildir, hükümete karşı yapılan planlı bir operasyondur.”
Aslı Baykal daha sonra şu açıklamalarda bulundu:
Çok sayıda insanı mağdur eden bir fon skandalı DAHA yaşadık.
İlk değildi. En büyük dileğimiz son olması.
Biz bu ülkede Banker Kastelli’yi de yaşadık, Türkbank skandalını da, İmar Bankası’nı da…
Türkbank skandalına tepki gösterip hükümetin düşürülmesinde rol oynayan Deniz Baykal’ın CHP’sini, borsadaki kayıpların faturasını da keserek seçimde baraj altında bıraktık.
İmar Bankası’na el konulmasından yalnızca sekiz ay önce bankanın sahibi Uzan ailesinin kurduğu Genç Parti’ye yüzde 7’nin üzerinde oy verdik.
Ama bugün geçmiştekinden daha garip bir tablo var.
Normalde yolsuzlukla mücadelede iktidarı denetlemesini ve gerektiğinde onun alternatifi olmasını beklediğimiz yer muhalefettir.
Oysa artık tam tersini yaşıyoruz.
İktidar cephesinde ciddi yolsuzluk iddialarıyla karşı karşıya kalan isimlerin görevden alındığını görüyoruz; bir zamanlar Deniz Baykal’ın yolsuzluklar karşısında gösterdiği tavrı bugün iktidar gösteriyor.
Elbette bütün bunların yaşanabiliyor olması denetimin yeterli olduğu anlamına gelmiyor. Üstelik çok sayıda insanın mağduriyetine yol açan süreçte adı geçen bazı isimler hâlâ görevlerine devam ediyor. Ancak iddialar ortaya çıktığında görevden alma iradesi gösterilmesi doğru bir adımdır.
Peki ya muhalefet?
YENİ Parti, kendi belediye başkanları hakkındaki ağır yolsuzluk iddiaları karşısında onlara sahip çıkıyor; iddiaları sorgulamak yerine adeta olağanlaştırıyor.
Bir de “arındık, yolsuzluğa yer yok” diyen CHP var.
Asıl komedi burada başlıyor.
Bugünkü CHP, 2010’da Deniz Baykal’ı genel başkanlıktan uzaklaştıran karanlık kaset kumpasının yarattığı siyasi sonuçla genel başkanlığa gelen Kemal Kılıçdaroğlu ile hâlâ yoluna devam ediyor.
Siz ne zaman arındınız?
Bundan daha büyük bir siyasi yozlaşma olabilir mi?












