EKOPOLİTİK’TEN KÜRESEL PİYASA DEĞERLENDİRMESİ
Ekopolitik Araştırmalar Merkezi Başkanı Aysun Palalı Köktaş tarafından hazırlanan bilgi notunda, küresel piyasaların jeopolitik risklerin yüksek seyretmesine karşın henüz sert bir riskten kaçış dalgasını tam olarak fiyatlamadığı belirtildi.
S&P 500 Volatite Endeksi (VIX) vadeli işlemlerinin 16,29 seviyesinde bulunması, hafta sonu yaşanan jeopolitik gelişmeleri piyasaların henüz panik havasıyla karşılamadığını gösteriyor. İran savaşının sürmesine, Hürmüz Boğazı’nda tanker saldırılarının devam etmesine ve Brent petrolün 100 doların üzerinde seyretmesine rağmen VIX’in kritik 20 eşiğinin oldukça altında kalması, yatırımcıların mevcut savaşı piyasalar açısından henüz yıkıcı bir risk olarak görmediği şeklinde değerlendiriliyor.
Bu süreçte dikkat çeken en temel unsur, piyasanın savaşın kendisinden ziyade savaşın yaratacağı ekonomik sonuçlara odaklanmaya başlaması oldu. Hürmüz Boğazı açık kaldığı, petrol akışı aksamadan devam ettiği ve enerji şoku küresel büyümeyi tehdit edecek bir seviyeye ulaşmadığı sürece VIX üzerindeki baskının sınırlı kalması öngörülüyor. Ancak Brent petrolün 105-110 dolar bandına tırmanması ve bu hareketin ABD tahvil faizlerindeki yükselişle eş zamanlı gerçekleşmesi halinde VIX tarafında sert bir hareket görülebileceği vurgulanıyor. VIX’in bugün için düşük olması piyasada risk olmadığı anlamına gelmiyor; daha çok yatırımcıların şimdilik savaşın kontrol altında tutulabileceğine inandığına işaret ediyor.
ALTIN GÜVENLİ LİMAN TALEBİYLE 4.159 DOLARDA
Ons altın haftaya 4.159 Amerikan doları seviyesinden oldukça güçlü bir başlangıç yaptı. Hafta sonu İran cephesinde tansiyonun düşmemesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki saldırıların sürmesi altının güvenli liman talebini canlı tutuyor. Bunun yanında ABD’de açıklanan zayıf istihdam verisi, ABD Merkez Bankası’nın (FED) daha fazla faiz artışı yapacağı beklentisini önemli ölçüde azaltarak altın fiyatlarına ikinci bir destek sağladı.
Ancak altındaki yükselişi yalnızca jeopolitik risklerle açıklamak eksik bir yaklaşım olacaktır. ABD 10 yıllık tahvil faizinin %5,278 gibi yüksek bir seviyede bulunmasına rağmen altının 4.150 doların üzerinde tutunması, piyasada altına yönelik yapısal talebin oldukça güçlü olduğunu gösteriyor.
Bu doğrultuda altın açısından 4.200 dolar seviyesi kritik bir eşik haline geldi. Jeopolitik tansiyonun yükselmesi halinde bu bölgenin yeniden test edilmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Buna karşılık Hürmüz riskinin azalması ve İran-ABD görüşmelerinde somut ilerleme sağlanması durumunda altında ilk kâr satışları görülebilir.
HÜRMÜZ’DE TAŞIMA RİSKİ VE BRENT PETROL DENGESİ
Brent petrolün 102,40 dolar seviyesindeki seyrini değerlendiren raporda, Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilere yönelik saldırıların devam etmesinin bölgeden petrol çıkışını tamamen durdurmadığı ancak güvenli taşımacılık konusunda ciddi bir risk oluşturduğu belirtildi. Piyasanın fiyatladığı temel konu arzın tamamen kesilmesi değil, lojistik riskin kalıcı hale gelmesi olarak öne çıkıyor.
Diğer taraftan Suudi Arabistan ve Irak başta olmak üzere bölgedeki petrol ihracatının devam etmesi ve Hürmüz’den geçişlerin durmaması, Brent petrolün daha sert yükselmesini şimdilik engelliyor. Dolayısıyla 102,40 dolar seviyesi, bir tarafta savaş ve Hürmüz riski, diğer tarafta arzın devam etmesi beklentisinin dengelendiği bir bölgeyi simgeliyor.
Brent petrolde özellikle 105 doların üzerinde kalıcı bir hareket, piyasanın savaşın lojistik etkisini daha ciddi fiyatlamaya başladığını gösterecektir. 110 doların üzerine çıkılması ise konuyu yalnızca bir enerji piyasası meselesi olmaktan çıkarıp küresel enflasyon ve büyüme problemine dönüştürecektir. Hürmüz’de tansiyonun düşmesi halinde ise 100 doların altına doğru bir gevşeme yaşanabilir.
ABD TAHVİL FAİZLERİ VE DOLAR ENDEKSİNDEKİ SEİR
ABD 10 yıllık tahvil faizinin zayıf istihdam verisine rağmen %5,278 seviyesinde kalması analizde dikkat çekici bir gelişme olarak altı çizildi. Zayıf istihdam normal şartlarda FED’in faiz indirimine yönelik beklentisini güçlendirerek tahvil faizlerini aşağı çekmeliydi. Bunun gerçekleşmemesi, tahvil piyasasının artık yalnızca FED’i fiyatlamadığını gösteriyor. Petrolün 100 doların üzerinde kalması enerji kaynaklı enflasyon riskini canlı tutarken, faizin %5,30’un üzerine yerleşmesi durumunda piyasalardaki risk algısı daha da bozulabilir.
Dolar Endeksi’nin (DXY) 102,17 seviyesinde bulunması ise Amerikan dolarının güçlü seyrini koruduğunu gösteriyor. Yüksek ABD tahvil faizlerinin yanı sıra Avrupa tarafındaki mali ve siyasi belirsizlikler euronun zayıflamasına ve DXY’nin güçlenmesine neden oluyor. DXY’nin 103-104 bölgesine doğru hareket etmesi halinde gelişmekte olan ülke para birimleri üzerindeki baskının artacağı öngörülmektedir.
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER VE TÜRKİYE İÇİN OLUMSUZ TABLO
Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) 252,10 seviyesinde bulunması; Brent petrolün 100 doların üzerinde olması, DXY’nin 102 seviyesinde bulunması ve ABD 10 yıllık tahvil faizinin %5,27’nin üzerinde seyretmesiyle birlikte gelişmekte olan ülke piyasaları açısından olumsuz çalışan üç ana unsur olarak öne çıkıyor.
Özellikle İran savaşının uzaması halinde Türkiye açısından en önemli risk petrol tarafında ortaya çıkacaktır. Petrolün yüksek kalması cari dengeyi ve enflasyon görünümünü baskılarken, yüksek ABD faizleri ve güçlü dolar gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını zorlaştırabilir. CDS’in yeniden 260 seviyesine doğru hareket etmesi halinde bu durum yalnızca jeopolitik risk olarak değil, küresel finansman koşullarındaki bozulmanın Türkiye’ye yansıması olarak değerlendirilmelidir.
SONUÇ VE EVALÜASYON
Ekopolitik bilgi notunun sonuç bölümünde, piyasada henüz kontrolsüz bir paniğin bulunmadığı ancak risklerin ortadan kalkmadığı vurgulandı.
Asya piyasalarında enerji ithalatına bağımlılık nedeniyle petrol kaynaklı enflasyon riskleri öne çıkarken, güçlü bir satış dalgasından ziyade dalgalı ve temkinli bir seyir izleniyor. Avrupa’da ise yüksek enerji fiyatları ve siyasi belirsizlikler kırılganlığı artırıyor.
Önümüzdeki günlerde finansal piyasaların gidişatı açısından özellikle Brent petrolde 105 dolar, ABD 10 yıllık tahvil faizinde %5,30 ve VIX endeksinde 20 seviyelerinin yakından izlenmesi gerektiği, bu üç göstergenin aynı anda yükselmesinin jeopolitik risklerin piyasalara daha güçlü yayıldığının işareti olacağı ifade edildi.












