Eski Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkan Yardımcısı Dr. Ramazan Başak, Türkiye sermaye piyasalarında yaşanan devasa fon krizine ilişkin çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. Borsa İstanbul’da işlem gören hisse senetleri, yatırım fonları ve Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) fonlarını da kapsayan krizin etkilerine dikkat çeken Başak, piyasalarda 45 yıllık sermaye piyasası tarihinin en yıkıcı ve en fazla mağdur yaratan sürecinin yaşandığını belirtti.
Doğrudan etkilenen yatırımcı sayısının en az 2 milyon olduğunu kaydeden Dr. Başak, aileleriyle birlikte bu rakamın en az 5 milyon kişiye ulaştığını vurguladı. Olayın finansal boyutunun kamuoyunda konuşulan 20 milyar dolar sınırının çok üzerine çıktığını ifade eden eski MASAK yöneticisi, krizin asli sorumlusu olarak Sermaye Piyasası Kurulu’nu (SPK) işaret etti. Resmin tamamının ve toplam tahribatın netleşmesi için en az 5-6 aylık bir zamana ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
“SİYASET, YARGI VE BÜROKRASİ DESTEĞİ OLMADAN BU BÜYÜKLÜKTE BİR VURGUN YAPILAMAZ”
Süreçte yaşanan güven kaybının ve yıkımın göz göre göre geldiğini vurgulayan Ramazan Başak, bu sistemin arkasındaki koruma kalkanına dikkat çekti. Vurgunun bürokrasi, siyaset ve yargı içerisindeki unsurlardan destek almadan bu kadar geniş bir alana yayılamayacağını dile getiren Başak, şu ifadeleri kullandı:
“Tera’nın patronu Emre Tezmen zamanında engellenseydi bu tahribat yaşanmazdı. Devlet bu çarkı kuran o eli bulup kırmalı. Bu el, ülkeye vatan hainliğinden daha fazla zarar veriyor. Resmin tamamını görmeden gerçek suçlulara ulaşamayız. Bunun için de mutlaka 2021 yılına gitmek gerekiyor.”
2021 YILINDAKİ MİLAT: 350 MİLYON DOLARLIK BAVUL TRAFİĞİ
Krizin kökenlerinin 2021 yılına dayandığını belirten Başak, iş insanı Kasım Garipoğlu’nun Türkiye’de SPK lisansı bulunmamasına rağmen faaliyetlerini sürdüren GKFX isimli şirketini hatırlattı. Şirketin ABD ve Rusya makamlarınca kara para aklama odağı olarak tanımlandığını aktaran Başak, Garipoğlu’nun 2021’de yöneticileri hakkında “30 milyon dolarımı çaldılar” şikayetiyle savcılığa başvurduğunu belirtti.
O dönem yürütülen soruşturmada Tera Yatırım, Azko ve Venbey gibi aracı kurumlar ile GKFX arasında çanta ve valizlerle taşınan yaklaşık 350 milyon dolarlık şüpheli bir para trafiğinin tespit edildiğini kaydeden Başak, adli sürecin derinleştirilmemesinin zincirleme felaketlere yol açtığını vurguladı:
“Eğer 2021’deki bu inceleme derinleştirilerek sürdürülseydi Tera, fon krizinin baş aktörü haline gelemez ve 2021’deki o meşhur kapalı fonu oluşturamazdı. Soruşturma gerçekten yapılsaydı Tera 2022 yılında halka arz izni alamaz, 2023 yılında da banka kurma izni elde edemezdi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Tera’ya bankacılık izni vererek bu yapıya kurumsal itibar kazandırdı.”
524 KATLIK DEĞER ARTIŞI VE AÇIK HAKKA TERCİH:
Kapalı fonlarda yer alan hisselerin çeşitli şüpheler altında 2025 yılında tam 524 kat değer kazandığına değinen Dr. Ramazan Başak, 2021’deki kaynağı belirsiz paraların bu fonlar aracılığıyla borsa kazancı süsü verilerek meşrulaştırıldığını değerlendirdiklerini söyledi.
Söz konusu fonun 2025’te Türkiye Elektronik Fon Dağıtım Platformu (TEFAS) üzerinden genel yatırımcıya açıldığını belirten Başak, bakan yardımcıları ve rektörler gibi tanınmış kişilerin varlığı sebebiyle vatandaşların bu yüksek getirilere güvenerek birikimlerini yatırdıklarını kaydetti.
“İHBARDA BULUNDUM, İKİ KEZ GÖZALTI İLE KARŞILAŞTIM”
Fonlardaki şaibeleri ve dolandırıcılık işlemlerini tespit etmesi üzerine mesleki sorumlulukla hareket ettiğini aktaran Dr. Ramazan Başak, Temmuz 2025’te Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) ve MASAK’a resmi başvuruda bulunduğunu söyledi. Ancak gelinen süreçte durumun tersine döndüğünü ifade eden Başak, şunları kaydetti:
“Süreç hakkındaki ihbarlarımın ardından Kasım 2025’te Emre Tezmen’in şikayeti üzerine gözaltına alındım. Kamuoyunu ve yetkilileri bilgilendirmeye devam etmem üzerine Nisan 2026’da yine aynı kişinin şikayetiyle ikinci kez gözaltı işlemiyle karşılaştım.”
SABİT GELİRLİYE DALGA DALGA YAYILACAK SOSYOKONOMİK KRİZ
Mağdur olan 5 milyon insanın yaratacağı zincirleme etkiye dikkat çeken Dr. Ramazan Başak, birikimlerini kaybeden kişilerin kredi kartı borçlarını, faturalarını ve temel ihtiyaç ödemelerini yapamayacak hale geleceğini, bu durumun dalga dalga tüm topluma yayılacağını söyledi.
Ağır kamu ihmali sonucu büyüyen bu krizin faturasını nihayetinde 86 milyon vatandaşın ödeyeceğine değinen Başak, sürecin iktisadi, sosyal ve siyasal boyutlarıyla son derece hassas yönetilmesi gerektiğini, aksi takdirde toplumsal düzen açısından telafisi güç kırılmalara yol açabileceğini belirtti.
ÇÖZÜM ÖNERİSİ: “FONZEDELERİN PARASI HAZİNE’DEN DEĞİL, ÇALANDAN ALINMALI”
Mağduriyetlerin her geçen gün paranın erimesiyle arttığını ifade eden Başak, çözümün kamusal imkanlarda veya Hazine kaynaklarında aranmaması gerektiğini dile getirdi:
“Bu göz göre göre gelen bir krizdir. Fonzedelerin parasını Hazine’ye yük bindirmeden, bu vurgunu kim yaptıysa, kimler 100 milyarlarca lira kazandıysa onlardan alacaksınız. Çakılan hisseler tek tek tespit edilmeli. Çözüm için tek yol var: Çalandan alıp mağdura iade edeceksiniz. Devlet bu organizasyonun arkasındaki gücü ortaya çıkarmak zorundadır.”












