AK Parti’nin fon soruşturmasının ardından hazırladığı 9 maddelik kanun teklifi, tasfiye kararı verilen 131 yatırım fonundaki zararların sorumlulardan tahsili için özel bir sistem öngörüyor. Teklifte 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme imkânı tanınırken; net bir ödeme takvimi ve tam tazmin devlet güvencesi sunulmaması dikkat çekiyor. SPK’nin tespitiyle ödeme hakkından çıkarılma, dava sonuçlanmadan malvarlığı satışı ve olağan dışı kazançların gönüllü iadesi ise düzenlemenin başlıca tartışma noktalarını oluşturuyor.
TASFİYE SÜRECİ VE KAMU BÜTÇESİNE MALİ YÜK GETİRİLMEMESİ HEDEFİ
AK Parti tarafından Meclis’e sunulan “Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi”, yatırımcıların zararlarının karşılanması amacıyla fon varlıklarının satılması, hukuka aykırı çıkarılan değerlerin geri kazanılması ve sorumluların malvarlığından tahsilat yapılmasını hükme bağlıyor.
Söz konusu teklif; Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) değerlemeden satış yöntemine, hak sahipliğinden ödeme sırasına kadar geniş yetkiler tanıyor. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) ise kayyum olarak atandığı malvarlıklarını dava sonucu beklenmeden satma veya tasfiye etme yetkisi veriliyor. Kanun teklifinin gerekçesinde, yürütülecek bu işlemlerin kamu bütçesine herhangi bir mali yük getirmeyeceğinin altı çiziliyor.
ÖDEMELERDE DEVLET GÜVENCESİ VE TAKVİM BELİRSİZLİĞİ
Hak sahiplerine yapılacak ödemeler; fonların mevcut malvarlığı ile süreç boyunca geri kazanılan, tahsil edilen veya iade edilen tutarlardan karşılanacak. Düzenleme kapsamında zararların tamamının karşılanacağına ilişkin bir devlet güvencesi yer almadığı gibi, ilk ödeme tarihi ve tasfiyenin tamamlanma süresine dair bağlayıcı bir takvim de öngörülmüyor.
YALNIZCA 17 EYLÜL 2026 KARARLARI KAPSAMA ALINDI
Hazırlanan teklif, yalnızca SPK’nin 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve kanunun yayımlandığı tarihte tasfiyesi tamamlanmamış yatırım fonlarına uygulanacak. Gerekçede bu kararın toplam 131 fonu kapsadığı belirtiliyor.
Başka tarihlerde tasfiye kararı alınan veya kanunun yayımı öncesinde tasfiyesi tamamlanan fonların kapsam dışında tutulması, benzer durumdaki yatırımcılar arasında ne tür bir gerekçeyle ayrım yapıldığı sorusunu beraberinde getiriyor. Teklif metninde fonların isimleri, mağdur yatırımcı sayısı ve oluşan toplam zararın tutarına dair detaylı bir liste ise yer almıyor.
HAK SAHİPLİĞİ KAYITLARLA BELİRLENECEK
Ödeme yapılacak yatırımcılar; Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK), Takasbank, Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu (TEFAS), portföy saklama ve dağıtım kuruluşları ile tasfiye kuruluşlarının kayıtları karşılaştırılarak tespit edilecek. Kayıt uyuşmazlığı yaşanması durumunda yatırımcının bilgilendirilmesi, itiraz süreçleri ve çözüm sürelerine dair özel bir düzenleme bulunmuyor. İlgili kurumlar istenen tüm bilgi ve belgeleri SPK, Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM) veya TMSF’ye vermekle yükümlü olacak ve gizlilik gerekçesi sunamayacak.
BORSA DIŞI SATIŞA VE İSTİSNAİ YÖNTEMLERE İZİN VERİLECEK
Tasfiye süreci SPK’nin gözetim ve denetiminde görevlendirilen kuruluşlar tarafından yürütülecek. Kurul; varlıkların tespiti, nakde çevrilmesi, değerleme, ödeme ve dağıtım sırasına ilişkin esasları belirlemeye yetkili olacak. Borsa fiyatının gerçek değeri yansıtmadığının veya tasfiyeyi geciktireceğinin tespiti halinde; geri alım, hâkim ortağa satma hakkı, toptan satış, özel işlem bildirimi ve geçici farklı fiyat marjı gibi yöntemler devreye alınabilecek.
Yoğun satış baskısı nedeniyle oluşabilecek değer kayıplarını önlemek amacıyla borsa dışında satışa da onay verilebilecek. Ancak teklif; bağımsız değerleme, rekabetçi satış, alıcıların kamuoyuna açıklanması ve çıkar çatışmasının önlenmesine ilişkin özel güvenceler içermiyor. Ayrıca tahsil edilen tutarlardan düşülecek zorunlu yönetim ve tasfiye giderleri için de herhangi bir tavan sınır veya düzenli kamuoyu bilgilendirme zorunluluğu öngörülmüyor.












