İstanbul Maltepe’de 7 katlı bir binanın üç katında herhangi bir deprem veya dış sarsıntı yaşanmaksızın meydana gelen çökme, binalarda sonradan yapılan usulsüz müdahaleleri ve yapı güvenliğini yeniden tartışmaya açtı.
Olayı değerlendiren Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekan Yardımcısı ve İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Nuri Bingöl, özellikle dükkanlarda yapılan bilinçsiz tadilatların ve kaçak kat eklemelerinin binanın statiğini altüst ettiğini vurguladı. Dr. Bingöl, vatandaşların kendi oturdukları binalarda şüpheli bir durum fark etmeleri halinde vakit kaybetmeden belediyeye ve gerektiğinde savcılığa başvurması gerektiğini söyledi.
MÜHENDİSLİK TEKNİKLERİ VE KAÇAK KAT RİSKİ
Yapı güvenliğinin zemin etüdüyle başladığını ve binanın yüksekliğinin bu koşullara tam uyum sağlaması gerektiğini belirten Dr. Nuri Bingöl, ruhsatsız ve kaçak yapılaşmanın yarattığı tehlikeye dikkat çekti:
“Binalar yapılırken önce mühendislik tekniklerine göre yapılması gerekir. Bu da zemin etüdü ile başlar. Binanın oturma izni, yani iskân da tüm bunlara göre verilir. Mevcut binanın üstteki iki katının iskân verildikten sonra yapıldığını ve bundan dolayı kaçak olduğunu düşündüğümüzde; binanın yükünün arttığını ve ilk yapılan zemin etüdüne uygun olmadığını görebiliriz.”
“BİNALARIN ÖMRÜ ORTALAMA 100 YILDIR, BAKIMLA UZATILABİLİR”
Bir binanın sadece yapım yılına bakılarak “eski” ilan edilmesinin doğru olmadığını ifade eden Bingöl, inşaat tekniklerine uygun yapılmış ve bakımı aksatılmamış binaların uzun yıllar güvenle ayakta kalabileceğini belirtti:
“1980’lerde yapılan bir bina herkese eski gelebilir. Ancak binaların ömrü ortalama 100 yıldır. İyi bakım yapılırsa çok daha uzun yaşayabilir. Yapıldığı yılda inşaat tekniklerine uygun olarak yapıldığı zaman deprem koşullarında bile yıkılmaması, ayakta kalması beklenir.”
HIÇBİR SARSINTI YOKKEN YIKILAN BİNALAR VE DÜKKAN TADİLATLARI
Depremler dışında durduk yere meydana gelen bina çökmelerinin en temel sebeplerinden birinin alt katlardaki taşıyıcı sistem müdahaleleri olduğunu vurgulayan Dr. Bingöl, dükkanlarda yapılan tehlikeli alan genişletmelerine işaret etti:
“Bu kez hiçbir sarsıntı yokken yıkılan bir binayla karşı karşıyayız. Genellikle bu tip durumlarda alttaki, özellikle dükkân olarak kullanılan katlarda kolonlara, hatta bazen kirişlere zarar verildiğine şahit oluyoruz. Dükkânda yer açmak veya büyük makine sokabilmek gibi nedenlerle bir veya birkaç kolon kesiliyor. Zamanla korozyon ve yoldan geçen ağır araçların sarsıntılarıyla binanın statiği zarar görüyor ve üzücü yıkımlar yaşanıyor.”
“BELEDİYE ONAYI SORGULANMALI, GEREKTİĞİNDE SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULMALI”
Üst katlarda yaşayan vatandaşların binalarındaki her türlü değişim ve tadilata karşı uyanık olmaları gerektiğinin altını çizen İSG Uzmanı Dr. Nuri Bingöl, izlenmesi gereken adımları şöyle özetledi:
“Özellikle kiracı değiştiği zaman veya dükkân el değiştirdiği zaman yapılacak tadilatlarda belediyenin onayının ve gözetiminin olup olmadığı sorgulanmalıdır. Şüpheli durumlarda mutlaka belediyeden denetim istenmelidir. Hatta gerektiğinde savcılığa suç duyurusunda bulunulmalıdır.”












