İstanbul Gazeteciler Derneği (İGD), Halk TV’ye yönelik kayyım atanması ve ekranların karartılarak yayınların durdurulması kararına ilişkin yazılı ve kapsamlı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, kurum patronları hakkındaki kişisel veya mali iddialar ile basın organının yayın hakkı ve emekçilerinin kesin çizgilerle birbirinden ayrılması gerektiği vurgulandı.
PATRONUN KİŞİSEL SUÇLARI VE YAYIN ORGANININ BAĞIMSIZLIĞI
Süreçle ilgili hukuki ve etik boyutlara dikkat çeken İGD yönetimi, sermaye sahiplerinin ya da patronların karıştığı iddia edilen bireysel ve mali suçlar ile kurumda görev yapan gazetecilerin, emekçilerin ve editoryal yapının birbirinden ayrı tutulmasının altını çizdi.
İGD’nin açıklamasında öne çıkan temel değerlendirmeler şu şekilde sıralandı:
Kanalda yüzlerce basın emekçisi ve gazetecinin görev yaptığı hatırlatılarak, patron hakkındaki iddialar gerekçe gösterilerek ekranın karartılması veya kurumun kilitlenmesi yerine çalışanların görevlerine ve yayın akışına devam etmesi gerektiği belirtildi.
Patronun kişisel ya da ticari faaliyetlerinden kaynaklanan suçlamaların doğrudan bir basın kuruluşunun yayın yapma hakkına engel oluşturmaması gerektiği savunuldu.
“DENETİCİ ORGAN RTÜK’TÜR, SUÇ VARSA GEREĞİ YAPILIR”
Televizyon yayıncılığının ve editoryal içeriğin denetiminde yetkili ve yasal tek merciinin Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) olduğuna dikkat çeken İGD yönetimi, idari ve denetim mekanizmasının işlemesi gereken hukuki çerçeveyi şöyle özetledi:
Yayınlarda herhangi bir ihlal veya yasal aykırılık bulunuyorsa, bağımsız denetleyici organ olan RTÜK rutin denetimlerini sürdürür ve mevzuatın gerektirdiği idari yaptırımları uygular.
Patron veya yöneticiler hakkındaki finansal suçlamalar ise bağımsız yargı organları ve savcılıklar kanalıyla şahıslar üzerinde yürütülmelidir.
Kurumsal yapının korunarak yayın akışının kesintiye uğratılmamasının hem kamuoyunun haber alma hakkı hem de genel basın özgürlüğü ilkeleri açısından hayati önem taşıdığı ifade edildi.












