Warning: Attempt to read property "ID" on null in /data/sites/web/gazeteataocagicom/www/wp-includes/link-template.php on line 409

Warning: Attempt to read property "ID" on null in /data/sites/web/gazeteataocagicom/www/wp-includes/link-template.php on line 409
Kemal Kılıçdaroğlu KRT TV canlı yayınında gündemi sarsan açıklamalarda bulundu - Gazete Ata Ocağı
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina

Kemal Kılıçdaroğlu KRT TV canlı yayınında gündemi sarsan açıklamalarda bulundu

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, KRT TV canlı yayınında Şevval Şirin, Cem Özkeskin ve Erdinç Özyılmaz’ın sorularını yanıtladı. Kılıçdaroğlu, partisinden ayrılıp AK Parti’ye katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e, belediyelere yönelik operasyonlara ve Türkiye gündemini meşgul eden borsa ve fon krizlerine dair çok konuşulacak açıklamalarda bulundu.

“CEMİL TUGAY İLE İLGİLİ İDDİALARIN DOĞRU OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI”

Programda ilk olarak AK Parti’ye katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın durumu soruldu. Tugay’ın aday yapılmasına ilişkin uyarılarda bulunduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Zor bir soru. Biraz önce şunu ifade edeyim: Cemil Tugay’ın Karşıyaka Belediye Başkanı olmasından sonra, ilk dönem olmasından sonra, onun çalışmalarının çok yetersiz olduğunu, özellikle benim ‘beşli çete’ olarak adlandırdığım bir firmaya hizmet eder konumda olduğunu görünce oraya arkadaşlarımı görevlendirdim iddialar doğru mudur, yanlış mıdır diye. İddiaların doğru olduğu, gerçek olduğu ortaya çıktı. Daha sonra o sorunun çözülmesi gerektiğini söyledim ve Büyükşehir Belediye Başkanımızı aradım. Şimdi maalesef üzülerek ifade edeyim, haksız yere hapiste olan belediye başkanımız Tunç Bey. Tunç Bey’i de ihbar eden, şikâyet eden ve gereksiz yere bu kadar süre hapiste kalmasını sağlayanın da o olduğunu biliyorum.”

“İKİ GENEL BAŞKAN ARASINDA KALMASI GEREKEN SIRLARI TUGAY’A AKTARDI”

Kılıçdaroğlu, kurultay sonrası Özgür Özel ile yaptığı özel devir teslim görüşmesine değinerek eleştirilerini sürdürdü:

“Ben Özgür Bey’le kurultaydan sonra odada, genel başkanın odasında ona bir genel başkanın, sadece bir genel başkanın bilmesi gereken konuları aktardım. O konulardan birisi de bu kişiydi. Bunu belediye başkanı olarak göstermemesi gerektiğini, neden göstermemesi için de bu bir arsa satışından milyonlarca lira avantaj sağladığını, beşli çetelerden bir firmaya avantaj sağladığını ve bunun sağlıklı ve tutarlı birisi olmadığını Özgür Bey’e aktardım. Ve belediye başkanı adayı gösterilmemesi gerektiğini söyledim. Benzer birkaç olayı daha gene Özgür Bey’e ifade ettim ‘bunları belediye başkanı göstermeyin’ diye. Karşıyaka’da beceriksiz olan, Karşıyaka’da doğru dürüst hizmet sunamayan bir kişi maalesef daha sonra Büyükşehir Belediye Başkanı yapıldı ve Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra da İzmirlilere doğru dürüst hizmet götüremedi ve sonradan da AK Parti’ye geçti. Saçmalık değil mi AK Parti’ye geçmesi?”

“Beni üzen nokta şu: Bir genel başkan olarak ben kendisine partinin sadece iki genel başkan arasında kalması gereken söylemleri ya da sır diyelim, sırları önce gidip bu belediye başkanına aktarması ve bu belediye başkanının daha sonra Özgür Bey’in yanında yer alması, taa Urfa’ya, Hakkâri’ye kadar gidip kurultayda bir genel başkanın görevden alınması veya seçilmemesi için özel çaba harcaması ve onun bedeli olarak da kendisine Büyükşehir Başkanlığının verilmesi… Çıkar üzerine kurulan bir siyaset her zaman bu partinin aleyhine olmuştur.”

“Bu kişiyi getirdiler, Büyükşehir Belediye Başkanı yaptılar. Ne oldu? Faturasını sadece Özgür Bey değil, sadece CHP değil, İzmirliler ödüyor şimdi. Bu doğru değil, doğru değil. Ayrıca konuşulan, ikimizin, iki genel başkanın konuştuğu özel bir konuyu gidip Cemil Bey’e anlatması ve Cemil Bey’e anlattıktan sonra da onu ödüllendirerek Büyükşehir Belediye Başkanı yapması… Sonra anketlerden söz ediyor, ‘İşte anket yaptık, o birinci çıktı.’ Hiç öyle bir şey yok. Partinin arşivinde hiçbir ankette yok. Baktık Cemil Bey’le ilgili bir şey var mı yok mu diye. Öyle bir anket de söz konusu değil. Aynı zamanda olay parti meclisinde tartışılırken Cemil Bey’in belediye başkanlığı, bu konuda da itiraz edenlerin itirazlarına karşı ‘anket yaptık’ demiş ama herhangi bir anket sonucu sunulmamış.”

“BEŞLİ ÇETELERE HİZMET EDEN CHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANI OLMAZ”

Özgür Özel’in uyarılara ne yanıt verdiği sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, detaylı raporların parti arşivinde durduğunu ifade etti:

“Hayır, not aldı. O kadar. Ne söyleyecek ki? Zaten söylediğim şeylerin tamamı doğru. Cemil Tugay’la ilgili Karşıyaka Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde yaptığı işlemlerin, düzenlenen raporların, özel raporlar partinin arşivinde zaten duruyor bu raporlar. Yani siz kalkıp da beşli çetelerden birisine, açıkça söylüyorum, yani Cengiz İnşaat’ın siz taşeronluğunu niye yapıyorsunuz? Niye Karşıyaka’nın en değerli arsasını çok düşük bir bedelle, milyonlarca değer yapan bir arsayı neden götürüp düşük bedellerle Cengiz İnşaat’a veriyorsunuz? Ve ben partinin genel başkanı olarak beşli çetelerden söz ederken siz kalkıyorsunuz, Karşıyaka Belediye Başkanı olarak beşli çetelere hizmet ediyorsunuz. Olmaz, olmaz. Böyle bir CHP belediye başkanı olmaz.”

“Şimdi bunu aldınız, yeniden getirdiniz. Büyükşehir Belediye Başkanı yaptınız. Şimdi Büyükşehir Belediye Başkanı kime hizmet edecek? AK Parti’ye hizmet edecek. Sorumlusu kim? Buradan hem Özgür Bey’in genel başkan olduğu partinin bütün kurmaylarına hem de Cumhuriyet Halk Partililere sesleniyorum: Benim gidip bu kadar açık, net devir teslim, genel başkanlığın devir teslim sırasında söylediğim olayı dikkate almaksızın, onun içinde bulunduğu ruh halini anlamaksızın gidip ona hâlâ, bırakın Karşıyaka’yı, İzmir Büyükşehir’i teslim ediyorsunuz. Buyurun, büyükşehrin hâline bakın.”

“Şimdi AK Parti’ye geçti. Ne diye geçti AK Parti’ye? Ne diye geçti? Birilerine yeni çıkar sağlamak için, birilerine avantaj sağlamak için, kendisini korumaya almak için. AK Parti’nin koruması altında istediğini yapacak. Bir belediye başkanına, kendisinden önce beldeye hizmet etmiş bir belediye başkanını ihbar etmek yakışmaz. İhbar etmek yakışmaz. Hani elde somut bir veri olsa itiraz etmeyeceğim. Somut bir veri bile yok. Yazıktır, günahtır, yazıktır. İzmirlilere yazıktır. Utanıyorum ben şahsen yani.”

“ŞİMDİKİ KARŞIYAKA BELEDİYE BAŞKANI BİR KADIN VE ÇOK BAŞARILI”

İzmir Karşıyaka’nın mevcut yönetimine de değinen CHP Genel Başkanı, Karşıyaka Belediye Başkanı Behice Yıldız Ünsal’a destek verdi:

“Ama şimdiki Karşıyaka Belediye Başkanı bir kadın. O da Cemil Tugay’ın orada neler yaptığını çok iyi bilen bir belediye başkanı ve bir kadın ve çok başarılı bir belediye başkanı. Bakın, kimsenin hakkını yemek istemem. Son derece başarılı bir belediye başkanı olarak görevini yapıyor.”

“SAADET PARTİSİ’NİN VİDEOSU GERÇEKLERİ YANSITIYOR”

AK Parti’nin katılım töreni öncesi yayınladığı videoya ve Saadet Partisi’nin yanıt videosuna ilişkin soru üzerine Kılıçdaroğlu şu değerlendirmeyi yaptı:

“Saadet Partisi’nin yayınladığı video gerçek bir video zaten. Yani o çiçek açan tepenin arkasındaki paraların nasıl bölüşüldüğünü, nasıl sayıldığını, kamera gelince de nasıl paniğe kapıldıklarını gösteren gerçekçi bir video. Gerçekçi bir video.”

“CUMHURİYET DEĞERLERİNİ VE ATATÜRK’ÜN SÖZLERİNİ İSTİSMAR EDİYORLAR”

Cemil Tugay’ın katılım töreninde Atatürk’ün “Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir” sözünü AK Parti için kullanması sorulduğunda Kılıçdaroğlu sert tepki gösterdi:

“Yüzlerce işçinin işine kim son verdi? Kendisi son verdi. Belediye başkanı yüzlerce işçinin işine son verdi. Yani ‘kimsesizlerin kimsesi’. Kime söylüyor bunu? Sayın Erdoğan’a söylüyor. Ya memlekette bu kadar işsizliği yaratan sanki başka bir parti de… O herkese sahip çıktı, işsizlere iş buldu, ülke huzur içinde, gelir dağılımı son derece dengeli… İşsizlik almış başını gidiyor, fabrikalar kapanıyor. Bakıldığı zaman bu tabloya nasıl oluyor da kimsesizlerin kimsesi oluyor?”

“Bence şunu söyleseydi çok daha iyi olurdu: ‘Varsılların koruyucusu, varsıllara her türlü imkânı sağlayan, yolsuzluk yapanları koruyan, kendi partisinde yolsuzluk yapanları koruyan ve onlara sahip çıkan bir parti’ diyebilirdi. Kendisi de zaten o sınıfta. Oraya gitti. Oraya gitti o da. Çıkarcıların partisi olmaz. Çıkarcılar her yerde kendilerini korumak için bütün değerleri istismar edebilirler.”

“O da Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünü ‘Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir’… Kime sahip çıktılar Allah aşkına bu memlekette ya? Bu kadar yoksulluk varken. Bakın tekstile, tekstil sektörüne bakın. Nerede bunlar? Mısır’a gittiler. Yani ‘kimsesizlerin kimsesi’ydiniz. Onlar Mısır’a giderken peki bu işçiler ne oldu? Bu işçileri soran var mı? Ya bu işçiler evlerine ekmek nasıl götürüyorlar diye soran var mı? Hayır, yok. Beyefendi yaranmak için bu sözü kullanıyor. Ha ‘beşli çetelerin sahibi’ dese ben bunu anlarım. ‘Varsılların sahibi’ dese ben bunu anlarım. Borsa soygunları olurken bunlar neredeydi? Ülkede bu kadar yolsuzluk olurken bunlar neredeydi? Herkes köşeyi döndü.”

“YAPAY ZEKÂYLA BELEDİYE BAŞKANI SEÇİLİRSE SONUCU BU OLUR”

İzmir halkının tepkisi ve muhalefet anlayışı hakkında konuşan Kılıçdaroğlu, yapay zekâ kullanımı ve belediye başkanlarının parti değiştirmesi üzerine çarpıcı eleştiriler getirdi:

“Şimdi İzmir, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kalesiydi, kabul edelim. Çünkü İzmir’in aydınları var. İzmir’in insanları daha duyarlı. Olayları daha sağlıklı görebiliyorlar, eleştirebiliyorlar. CHP’yi de yeri zamanı geldiğinde eleştiriyorlar. Biz onların eleştirilerine gerçekten de önem veriyoruz. Ama siz kalkıp da belediye başkanlarını ‘Ben yapay zekâyla seçtim’ derseniz, yapay zekânın getirdiği bu. Sizin zekânız yok, yapay zekâya gidiyorsunuz. Ya yapay zekâ ne zamandan beri belediye başkanlarının seçimi için ana aktör konumuna geldi?”

“Ve bakın, kaç tane belediye başkanı AK Parti’ye geçti. Bunların çoğu yolsuzluk yaptılar. Yolsuzluktan kurtulmak için oraya sığınıyorlar. AK Partili belediye başkanı olursan kimse sana dokunamaz. İstediğin kadar yolsuzluk yapabilirsin. CHP’li belediyeydi bunlar. Nasıl oldu da bunlar yolsuzluk yaptılar? Hangi gerekçeyle yolsuzluk yaptılar? Bunların, yolsuzluk yapanların CHP’den kesinlikle… Bakın şu anda CHP’de olanları da söylüyorum: Yolsuzluk işine bulaşan CHP’li belediye başkanı istemiyoruz. İstemiyoruz yani.”

“Halka hizmet eden belediye başkanı istiyoruz. Halka hesap veren belediye başkanı istiyoruz. Yolsuzluk yapanların kapısı belli. İstiyorlarsa Özgür Bey’in partisine gidiyorlar, istiyorlarsa AK Parti’ye gidiyorlar veya önce Özgür Bey’in partisine, oradan da transfer olup diğer partiye geçiyorlar. Yani AK Parti’ye geçiyorlar. Tuzla Belediye Başkanı hangi gerekçeyle geçti? Eğer soruşturma yapılmak istenmiyorsa, yargı baskısından, savcının baskısından kurtulmak istiyorsa geçiyorsunuz AK Parti’ye. Orada güzel bir koruma şemsiyesi var. İstediğiniz kadar yolsuzluk yapabilirsiniz.”

“SİYASETTE AHLAK YASASI GELMEDİKÇE BEKA SORUNU BİTMEYECEK”

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek örneğini veren Kılıçdaroğlu, adalet sistemindeki çifte standart iddiasına vurgu yaptı:

“Geçen gün söylemiştim. Belediye başkanlarının sabahın beşinde, altısında evlerini basıyorlar, gözaltına alıyorlar. Melih Gökçek’i ne yaptılar? Davet ettiler. Ağzında sakızıyla geldi, dışarıya çıktı. Büyük bir keyifle tekrar bindi arabasına gitti. Ne oluyor burada? Ne oluyor? Şunu söyledim: Bari savcı bey makam arabasını da gönderseydi, makam arabasıyla aldırsaydı Melih Gökçek Bey’i. İfadesini almaya gerek yok. Çay, kahve ısmarlayıp gösteriş için ‘Seni buraya aldık, getirdik ama sen gene bildiğini oku.’ Almanya’da çocukları binalar alacaklar, iş yerleri alacaklar, dükkânlar alacaklar. Alırlar tabii, niye almasınlar ki? ‘Vurgun vuranındır’ diye halkın bir sözü var.”

“Çünkü halk siyasete güvenmiyor. O nedenle söylüyorum. Siyasette ahlak yasası gelmedikçe, siyaset kirlilikten arınmadıkça Türkiye beka sorununu her zaman yaşar. Her zaman yaşar. Bu zengin ülkede nasıl oluyor da kısa sürede insanlar han, hamam sahibi oluyorlar ya? Nasıl oluyor da bu böyle oluyor? Nasıl oluyor da köşeyi dönüyorlar bunlar?”

“YOLSUZLUK YAPAN BU PARTİDEN AYRILSIN”

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in tutuklanması operasyonunu değerlendiren Kılıçdaroğlu, yargılama süreçleri ve parti içi disiplin konusunda mesajlar verdi:

“Daha iddianame nedir bilmiyoruz onu. Bilmediğim için bir şey söylemiyorum. Ama ben Ekrem Bey gözaltına alındıktan ve tutuklandıktan sonra evinde eşini ziyaret ettikten sonra yaptığım açıklama var: Hiçbir belediye başkanının tutuklanması doğru değildir. Belediye başkanı hizmetini yapar. Ama bu, ‘Belediye başkanları soruşturmadan aridir, bunlar soruşturulamaz’ değil. Soruşturabilirsiniz. Ayrıca belediye başkanlarının sabahın beşinde evlerinin basılmasını doğru bulmuyorum. Özel hayatlarının, giysilerinin sosyal medyaya servis edilmesini de doğru bulmuyorum. Ne olursa olsun insanın özel hayatına saygı göstermemiz lazım.”

“Vahap Bey yargılanmaz değil, yargılanabilir. Ben belediyenin önünde miting yapılırken de söylemiştim. Her belediye başkanı, savcının iddianamesi vardır, yargılanabilir. Yargılanmak için tutuklanmasına gerek yoktur. Elbette yargılanır. Aziz Kocaoğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımızdı. Yanlış hatırlamıyorsam 197 yılla yargılandı. Tutuklandı mı? Hayır, yargılandı. Yılmaz Büyükerşen, o da yargılandı. Herkes yargılanır arkadaşlar. Ben de yargılanıyorum. Ben de yargılanıyorum. Yeri geldiği zaman gidiyoruz, hesabını veriyoruz. Hesap vermek kadar, siyasetçi için hesap vermek kadar değerli bir şey yoktur.”

“‘Ben hesap vermeye hazırım. Hesap sormayan namerttir’ diyebilecek pozisyonda olması lazım her CHP’li belediyenin, her CHP’li belediyenin. Böyle olması lazım. Elbette ki siz kamu kaynağını harcıyorsunuz, para harcıyorsunuz. Kimin parası? Sizin paranız değil. Bireysel çıkara dönük her olay partiye de zarar verir, kendisine de zarar verir. Kim bireysel çıkara dönük köşeyi dönmüşse, mal mülk edinmişse bu partiden ayrılsın. Bakın bir genel başkanı olarak söylüyorum: Bu partiden ayrılsın. Ama gerçekten halka hizmet eden, gerçekten halk için çalışan her belediye başkanının da başımızın üstünde yeri vardır.”

“DÜŞÜNCESİNDEN ÖTÜRÜ İNSANLAR HAPSE ATILAMAZ”

Siyasi tutukluluk ile adli davalar arasındaki farka dikkat çeken Kılıçdaroğlu, fikir özgürlüğü vurgusu yaptı:

“Siyasi tutuklu bir siyasi görüşü nedeniyle tutuklanır. Yani örnek verelim, Can Atalay siyasi tutukludur. Osman Kavala siyasi tutukludur. DEM’in Genel Başkanı Selahattin Demirtaş siyasi tutukludur. Siyasi davalarıdır bunlar. Yani kimse bunlara ‘Siz efendim işte şurada yolsuzluk yaptınız’ [demiyor]. Hayır, söylemlerinden, düşüncelerinden ötürü bunlar içerdeler, ki onlara da ben karşıyım. Hiç kimse düşüncesinden ötürü hapse atılamaz, atılmamalıdır. Düşüncesinden ötürü bir insan yargılanır mı ya? Düşünce kadar değerli bir şey var mı?”

“Aksi düşünce çok değerlidir. Sorgulamak çok değerlidir. Yüce Yaradan’ın bize verdiği en büyük armağan akıldır. Akıl, sorgulama aracıdır. Newton elma ağacının altında yatmıyor mu? Kafasına ne düşüyor? Elma. Dünyanın en basit sorusunu soruyor: ‘Ya bu elma niye yukarıya doğru gitmiyor da aşağıya doğru düşüyor?’ Yerçekim kanununu buluyor. Şimdi siz kişinin sorgulamasını, aklını kullanırken sorgulamasını yasaklarsanız, ‘Benim gibi düşüneceksiniz’ derseniz dünyada ilerleme diye bir kavram olmaz. O nedenle insanları düşüncelerinden ötürü hapse atamazsınız.”

“Ha yolsuzluk yaptı, haksızlık yaptı, hukuksuzluk yaptı; elbette bu yargılanır. Ama bu yargılamanın da intikam alma, onu teşhir etme çerçevesinde olmamalı. İntikam alma duygusuyla yargılama yapılmaz. Yargılamanın da adil olması lazım. Kişiyi sabahın beşinde polislerle basacaksınız evini; olmaz. Davet edersiniz. Kaçmıyorlarsa gelirler, hesabını verirler. Baskınla CHP’li belediyeleri sindirmek asla doğru değil. Hele bunu tek taraflı yapmak, sadece CHP’li belediye… AK Partili belediyeler pirüpak… Ya yapmayın ya, biz kimin ne malı olduğunu gayet iyi biliyoruz.”

“Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ile televizyon programına çıktığımda yaptığı bütün yolsuzlukları saydım, tık bile yok. Hırsız hırsızdan güç alır. Eğer yolsuzluk yapılıyorsa ve yapanın sırtı sıvazlanıyorsa bu emsal oluyor. Sonuçta ahlaklı ve düzgün insanların suçlandığı bir sürecin içine giriyoruz.”

“OKULLARDA BİR TAS ÇORBAYI ÇOCUKLARA ÇOK GÖRÜYORLAR”

Hükümetin sosyal devlet politikalarını eleştiren Kılıçdaroğlu, ekonomik zorluklara ve okullardaki yetersizliklere değindi:

“Siyaset kirlilikten arınacak. Halka hizmet etmek, hakka hizmet etmek demektir. İşin kuralı, işin özü budur. Bu ülkede 25 yıldır iktidardalar, çocuğa bir tas çorbayı fazla görüyorlar ya. Bir tas çorba ya, öğle yemeği ya. Tuvalet kirlilikten girilmiyor, bir kalıp sabun koyamıyor musunuz? Bu çocuklara bir su içmeleri için bir şey yapamıyor musunuz okullarda? Yapmıyorlar. Çünkü o parayı haramiler götürüyor, o parayı başkaları götürüyor.”

“Okula aç giden çocuklar var ya. Annelerin çocuklarının karnını doyuramadığı bir süreç var. Sen devletsin ya, sosyal devletsin. Nasıl oluyor da varsılın yanında çocuğa bir kalıp sabun fazla görüyorsun, bir tas çorbayı fazla görüyorsun? Ondan sonra kalkıyorsun borsada bunlar oluyor. Devletin içindeki siyasetçiyle bürokrat el ele verecek, hep beraber soygun yapacaklar.”

“MİLLİ MESELELERDE VE DOĞRU İŞLERDE İTTİFAK YAPILABİLİR”

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) seçimleri öncesinde muhalefet partilerine yapılan iş birliği çağrılarını değerlendiren Kılıçdaroğlu, siyasi diyalog mekanizmalarına açıklık getirdi:

“İyi olan şeyler konusunda ittifak yapılabilir partilerle. İyi olan şeyler, doğru olan şeyler konusunda ittifak yapılabilir. Bu gayet doğaldır zaten. Partiler yan yana gelirler, otururlar, konuşurlar. Bir aday belirlenebilir, bir aday seçilebilir, bir yatırım yapılabilir, bir düşünce ifade edilebilir, gelen bir yasa konusunda ortak görüşler ortaya çıkabilir. Bunlar siyasetin doğasında olan şeyler.”

“Mesela dış politikada iktidar, muhalefet olmaz. Dış politika millidir deriz. Milli Eğitim Bakanlığı, adı üstünde millidir. Milli Savunma Bakanlığı… Biz kendi ülkemizin çıkarlarını savunurken iktidar muhalefet diyemeyiz. Belli temel konularda iktidar partisinin içinde de ülkesini seven sayan insanlar var. Amerikan askerlerinin Türkiye üzerinden Irak’a girişi tezkiresinde AK Parti’den de bir grup milletvekili milli damarları güçlü olduğu için reddetti ve Amerikan askerleri çekildi. Demek ki ülkenin bekası için parlamentoda ortak görüş oluşturulabiliyor.”

“Bir devleti bir kişiye teslim edemezsiniz. Tek adam devleti yoktur. Osmanlı’da bile yoktu. Padişah vardı ama bir de sadrazam vardı. Padişah ‘Ben istediğimi yaparım’ diyemezdi, Şeyhülislam’dan fetva almak zorundaydı. E şimdi biz öyle bir düzene geldik ki devleti bir kişiye teslim ettik. Olmaz, yürümez.”

“MEHMET ŞİMŞEK ONURLU BİR DURUŞ GÖSTERİP İSTİFA ETMELİDİR”

Borsa ve fon tartışmalarına değinen Kılıçdaroğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e istifa çağrısında bulundu:

“Arınmayı CHP için söylemiştim. Bir partinin kurultayı parayla satın alınamaz. Bir daha altını çizeyim: Hangi parti olursa olsun, demokrasiye inanıyorsanız bir partinin kurultayını parayla satın alamazsınız.”

“Anayasa değişikliğinden önce siyasetin kirlilikten arınması, siyasi ahlak kanununun gelmesi lazım. Borsa soygunlarında Hazine ve Maliye Bakanı çıkıp ‘Borsada manipülasyon olduğunu biliyoruz’ diyor. Önlemlerini alacağız diyor. Sermaye Piyasası Kurulu’na yazı yazılıyor fakat SPK 10 ay bakanı dinlemiyor. Niçin? Ve bakan hiçbir şey yapamıyor. Gücünüz mü yetmedi? Niye SPK Başkanını görevden almadınız?”

“Ben Mehmet Şimşek’in profil olarak ahlaklı bir insan olduğuna inanırım, düzgün bir insan. Kirli işlere bulaşan bir insan değil gördüğüm kadarıyla. Ama bu olay dolayısıyla kendisinin daha fazla yıpranmaması açısından Mehmet Şimşek’in istifa etmesi lazım, ayrılması lazım. Ayrılmıyorsa olmaz. O zaman siz gördüğünüz hâlde göz yumdunuz anlamına gelir. Ya da sizin üstünüzde bir güç o olaya müdahale etmenizi engelledi. İstifa etmesi lazım. Şerefiyle ayrılması lazım.”

“Bu olay niye patladı? Yabancılar uyardı. Uluslararası endeks sağlayıcıları ‘Önlem almazsanız sizi ikinci lige indireceğiz’ dedi. Bakanın haberi var, SPK’nın haberi var, Borsa İstanbul’un haberi var, Finansal İstikrar Komitesi’nin haberi var, vurguncuların haberi var… Kimin haberi yok? Gariban vatandaşların. Cumhuriyet tarihinde bir ilk: Devletin bürokratlarıyla siyasiler el ele verecek, hep beraber soygun yapacaklar.”

“FON KRİZİ SİSTEMATİKTİR, KAMU KAYNAĞI KULLANILMAMALIDIR”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın fonların tasfiyesiyle ilgili açıklamalarını değerlendiren Kılıçdaroğlu, krizin boyutuna dikkat çekti:

“Fonların tasfiyesinde kamu kaynağı kullanılmıyor oluşunu biz baştan beri talep ediyoruz. Yani buradaki yolsuzluk vatandaşın vergileriyle kapatılamaz. Dolayısıyla bu açıklamayı olumlu ama iyi niyetli bir açıklama olarak değerlendiriyorum. Çünkü ben bankacılık sistemindeki tasfiye sürecini çok iyi biliyorum. Karşılığında hazine kâğıtları verilmişti. Hazine borçlanmıştı ve orta vadede 20 yıl biz bunları tasfiye ile uğraştık.”

“Bu fondaki krizin boyutu kesinlikle sistematiktir. Sistematik olmadığını söyleyemeyiz. Çünkü yabancı yatırımcılar da buna böyle bakıyor. Bunun aslında sistematik bir bozulma yarattığını piyasalardan net olarak görebiliriz.”

Kemal Kılıçdaroğlu KRT TV canlı yayınında gündemi sarsan açıklamalarda bulundu
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Giriş Yap

Gazete Ata Ocağı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.