İstanbul’da etkili olan tarihi sağanak yağış ve oluşan su baskınlarının ardından Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, yaşanan tablonun “doğal felaket” olarak adlandırılmasına sert tepki gösterdi. Yetkililerin ve iktidar kanadının “siyasi istismar yapılmasın” yönündeki söylemlerini eleştiren Okuyan, kentsel dönüşüm, altyapı yetersizliği ve rant odaklı imar politikalarının bu sonucu doğurduğunu vurguladı.
“AKIL VE BİLİMLE DOĞANIN HAREKETLERİ FELAKET OLMAKTAN ÇIKARILIR”
Doğal olayların bilimsel planlamayla kontrol altına alınabileceğini belirten TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Her defasında ‘doğal felaket’, ‘siyasi istismar konusu yapılmasın’ saçmalığı… Doğa hareketlidir, doğada yaşam var. Sağanak, tipi, fırtına, kasırga, deprem, bunlar olacak. Akılla, bilimle, planlamayla, toplumun çıkarlarını merkeze koyarak bu gerçeklere uyum sağlanabilir ve doğanın hareketleri ‘felaket’ olmaktan çıkarılır.”
“KENTLERİMİZ BİR KAOS İÇİNDE BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR”
Çevre katliamlarına, doğanın tahrip edilmesine ve kontrolsüz kentleşmeye dikkat çeken Okuyan, iktidarın ve yerel yönetimlerin imar uygulamalarını eleştirdi:
Ormanların yok edildiğini, su yollarının değiştirildiğini, dağların tıraşlandığını ve yaşam alanlarının topraksızlaştırıldığını belirtti.
Altyapı sorunları çözülmeyen alanlara AVM ve plazalar dikilerek kentlerin kaos içinde büyümeye terk edildiğini ifade etti.
Karadeniz’de betonlaşma ve kontrolsüz HES projeleri nedeniyle her yıl yaşanan yıkımları ve geçtiğimiz dönemde bir dağın otobana kayması olayını hatırlatarak bunların da “doğal felaket” kılıfıyla örtüldüğünü vurguladı.
“GEÇMİŞ OLSUN İSTANBUL; ‘YAPAY FELAKET’TEN TEZ KURTULMAK DİLEĞİYLE”
Sorumluların “hiç bu kadar yağmamıştı” diyerek bahane ürettiğini belirten Kemal Okuyan, açıklamasını şu temenni ve eleştiriyle tamamladı:
“Yağmur arada böyle şiddetli yağacak elbette. Her defasında ‘felaket’! Karadeniz’de yol, beton, olur olmaz yere HES kondurma sevdasından dolayı her yıl yaşananlar da ‘doğal felaket’ öyle mi? Piyasanın insafına bırakılan bu ülkede geçtiğimiz Şubat’ta koskoca bir dağ üzerindeki ağaçlarla, bütün heybetiyle otobana yürüdü. O da ‘doğal felaket’! Geçmiş olsun İstanbul; ‘yapay felaket’ten tez kurtulmak dileğiyle…”












