CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mersin’in Toroslar ilçesinde bu yıl ikincisi düzenlenen Kardeş Göçerler Yörük Etkinliği’ne katıldı. Tırtar Mahallesi Şekerçeşme mevkisinde gerçekleştirilen organizasyonda coşkulu bir kalabalık tarafından karşılanan Kılıçdaroğlu, Yörük kültürünün Türkiye’nin birlik ve beraberliğindeki rolüne dikkat çekerek, üreticilerin ve göçerlerin sorunlarına çözüm üretme sözü verdi.
“KÖKLERİM YÖRÜK, BU KÜLTÜRÜ ÇOCUKLUĞUMDAN BİLİRİM”
Etkinlik alanında vatandaşlarla bir araya gelen ve temsili “Yörük Göçü” yürüyüşüne katılan Kılıçdaroğlu, kendisine hediye edilen Yörük poşusu, kasket ve geleneksel Yörük sopasıyla alan sakinlerini selamladı. Kendi soy ağacına ve köklerine dair açıklamalarda bulunan CHP lideri, Horasan’dan Akşehir’e ve ardından Tunceli’ye uzanan aile geçmişini hatırlatarak, Yörük kültürünü çocukluğundan itibaren yakından bildiğini ve bu mirasın geleceğe taşınması gerektiğini ifade etti.

“YÖRÜK DEMEK ÖZGÜRLÜK VE ALIN TERİ DEMEKTİR”
Karacaoğlan’ın şiirlerinden dizeler okuyarak konuşmasına başlayan Kılıçdaroğlu, Yörük yaşam tarzının sadece konar-göçer bir gelenekten ibaret olmadığını vurguladı. Yörük kültürünün Anadolu kardeşliğinin temeli olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, şu ifadelere yer verdi:
Yörüklük zor şartlar karşısında yılmamak, ekmeği paylaşmak ve komşusunun derdiyle dertlenmektir.
Kültürü korumanın yolu yalnızca gelenekleri yaşatmak değil, hayvancılıkla uğraşan vatandaşın, yaylacının suyunu, yolunu ve elektriğini sağlamaktır.
Toroslar’da bir Yörük çadırı tüttüğü sürece bu ülkede umut ve dayanışma bitmeyecektir.

TÜRKİYE GENELİNE YÖRÜK ÇADIRI HİZMETİ SÖZÜ
Yerel yönetimlerin üreticiye sunduğu imkânların Türkiye geneline yayılması gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, nerede bir Yörük çadırı varsa oraya altyapı, eğitim ve ulaşım hizmeti götürmeye ant içtiklerini söyledi. Etkinlik kapsamında kurulan stantları ziyaret eden Kılıçdaroğlu, yerel halk oyunları gösterilerini izleyerek vatandaşlarla sohbet etti.
“YÖRÜK; ÖZGÜRLÜK, ALIN TERİ VE DAYANIŞMA DEMEKTİR”
Yörük kültürünün sadece konar-göçer bir yaşam biçimi değil, köklü bir adalet ve dayanışma anlayışı olduğuna işaret eden Kemal Kılıçdaroğlu, “Yörük demek özgürlük, alın teri ve dayanışma demektir. Zor şartlar altında yılmamak, ekmeğini paylaşmak, komşusunun derdini kendi derdi bilmek demektir. Bizi güçlü kılan farklılıklarımızı kardeşlik içerisinde yaşatabilmektir” ifadelerini kullandı. Anadolu’daki kardeşlik mayasının paylaşma kültürüne dayandığını vurgulayan CHP Lideri, Toroslar’ın zorlu coğrafyasında yaşatılan bu mirasın geleceğe aktarılması gereken büyük bir değer olduğunu söyledi.
“SİZİN ÇADIRLARINIZ KURTULUŞ SAVAŞI’NIN ÇADIRLARIDIR”
Siyasetin amacının sadece seçim dönemlerinde vatandaşın kapısını çalmak değil, insan hayatına doğrudan dokunmak olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, “Toroslar’ın çadırı Türkiye’nin umududur. Sizin çadırlarınız Kurtuluş Savaşı’nın çadırlarıdır, yoksulun doyurulduğu, alın terinin kutsal sayıldığı mekanlardır. O çadır bir direniştir, bir umuttur. Toroslar’da Yörük çadırı ayakta olduğu sürece dayanışma, ekmek, emek ve kardeşlik var olmaya devam edecektir” dedi.
“EĞİTİMDEN ELEKTRİĞE HER YERDE HİZMETİ BİZ GETİRECEĞİZ”
Yörüklerin ve üreticilerin sorunlarını çözmenin siyasetin temel görevi olduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, hayvancılıkla uğraşanların yem maliyetinden yayla yollarına, ulaşımdan pazarlamaya ve çocukların eğitimine kadar tüm konulara çözüm getireceklerini ifade etti. Yerel yönetimlerin Yörükler için sunduğu imkanlara değinen Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin neresinde olursa olsun tek bir Yörük çadırı bile varsa oraya eğitim, elektrik ve okul hizmeti götürmeye ant içtik. Bize yetki verin; hizmet nasıl yapılır, ahlaki değerler nasıl korunur herkese gösterelim” çağrısında bulundu.
“YÖRÜK KÜLTÜRÜNÜN YOK OLMASINA ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ”
Göçerlerin ve üretenlerin sesini Ankara’ya ve tüm Türkiye’ye duyurmaya devam edeceklerini vurgulayan Kılıçdaroğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Yörük kültürünün yok olmasına asla izin vermeyeceğiz. Üretenin, çalışanın, alın teri dökenin her zaman yanında olacağız. Çocuklarımıza yalnızca geçmişte kalan bir kültür değil, gurur duyacakları aydınlık bir gelecek bırakacağız. Bir çadırımız varsa umudumuz, bir ocağımız tütüyorsa geleceğimiz vardır”.












