CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal, tarım sektöründe yaşanan derin krizi ve çözüm önerilerini kapsamlı bir basın toplantısıyla duyurdu. Zeytinden narenciyeye rekor rekolte beklentisine rağmen yüksek girdi maliyetleri, ihracat pazarlarındaki kayıplar ve taban fiyat yetersizliği çiftçiyi borç batağına sürüklüyor. Sarıbal; kadın çiftçilere prim desteğinden Amasya Şeker Fabrikası’nın kurtarılmasına kadar hayati çağrılarda bulundu.
ÖZGÜR BASIN DEMOKRASİNİN VE DOĞRU HABERİN TEMELİDİR
Toplantının açılışında basın emekçilerini selamlayarak sözlerine başlayan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, halkın haber alma hakkının ancak bağımsız bir medya ortamında korunabileceğinin altını çizdi. Siyasi ve ekonomik baskılara maruz kalan, el konulan ya da kapatılma tehdidi altındaki yayın kuruluşlarına dikkat çeken Sarıbal, “Basın özgür olmalıdır, basının sesi susturulmamalı ve yayın organları kapatılmamalıdır” mesajını verdi.
DERE YATAKLARINDAKİ BETONLAŞMA CAN ALMAYA DEVAM EDİYOR
İstanbul ve Marmara Bölgesi’ni etkisi altına alan son yoğun yağışların ardından yaşanan felaketlere değinen Sarıbal, doğa olaylarının afete dönüşmesindeki temel etkenin rant odaklı imar politikaları olduğunu belirtti. Dere yataklarının yapılaşmaya açılması, toprağın kontrolsüzce betonla kaplanması ve Maltepe’de meydana gelen bina çökmesi gibi olayların idari ihmallerden kaynaklandığını ifade etti.
Sarıbal, merkezi yönetimin AFAD, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile yerel yönetimlerle eş güdüm içerisinde bilimsel ve denetlenebilir planlar yapması gerektiğini savunarak, “Önce insanınızın yaşam hakkını sağlamak zorundasınız. İnsanların devasa kentlere yığılmasını engelleyecek bölgesel kalkınma modellerine acilen geçilmelidir” dedi.
KADIN ÇİFTÇİLERİN SİGORTA PRİMLERİNİ DEVLET ÜSTLENMELİDİR
15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü vesilesiyle kırsal alanda çalışan kadınların yaşadığı hak gasplarını gündeme taşıyan Sarıbal, kadınların tarladan pazara kadar üretimin her aşamasında en ağır yükü sırtladığını vurguladı. Tüm bu emeğe rağmen mülkiyet, temsil ve sosyal güvenlik haklarında derin eşitsizlikler yaşandığını söyleyen Sarıbal, CHP’nin çözüm taahhüdünü yineledi:
“Tarımda çalışan, gece gündüz üretim yapan tüm kadınlarımızın sigortalı olmasını ve sigorta primlerinin tamamının devlet tarafından karşılanmasını savunuyoruz. Kadın çiftçimize sosyal güvence sağlamak kamusal bir zorunluluktur.”
AMASYA ŞEKER FABRİKASI KAPATILAMAZ, ÜRETİM DURDURULAMAZ
Amasya Şeker Fabrikası’nın içine sürüklendiği finansal darboğaza dikkat çeken Sarıbal, fabrikanın bölge ekonomisi, pancar üreticileri ve sanayi işçileri açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirtti. Fabrikanın ayakta kalabilmesi için düşük faizli ve uzun vadeli kamu kredileriyle desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Sarıbal; Türkşeker ve Tarım ve Orman Bakanlığı’nı acil sorumluluk almaya çağırdı.
“Şeker fabrikaları kamunun ve halkın malıdır, kapatılmasına asla izin vermeyiz” diyen Sarıbal, CHP milletvekillerinden oluşan bir heyetin Amasya’ya giderek Pankobirlik, fabrika yönetimi ve ziraat odalarıyla görüşeceğini, hazırlanacak kapsamlı raporun kamuoyuyla paylaşılacağını duyurdu.
ZEYTİNYAĞI İHRACATINDA YÜZDE 60’LIK REKOR DÜŞÜŞ
Türkiye’nin zeytin ağacı varlığının 211 milyon adede ulaştığını ve 2026 sezonunda 3,5 milyon tonun üzerinde rekolte beklendiğini kaydeden Sarıbal, rekor üretime karşın çiftçinin artan mazot, gübre, ilaç ve işçilik maliyetleri altında ezildiğini açıkladı.
İhracatta uygulanan tutarsız kısıtlama ve yasak kararlarının uluslararası pazarlarda kalıcı kayıplara yol açtığını belirten Sarıbal, resmi dış ticaret verilerini paylaştı:
İhracat Miktarı: 1 Kasım 2025 – 30 Eylül 2026 döneminde gerçekleşen zeytinyağı ihracatı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 49 bin 159 tondan 19 bin 707 tona geriledi (Yüzde 60 kayıp).
İhracat Geliri: İhracat geliri ise 243 milyon 870 bin dolardan 105 milyon 685 bin dolara düştü (Yüzde 57 kayıp).
Sarıbal; Marmarabirlik, TARİŞ ve Tarım Kredi Kooperatifleri’nin alım kapasitelerinin devlet finansmanıyla acilen güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
NARENCİYE DALINDA KALDI: OKULLARDA VE KAMUDA TALEBİ ARTIRIN
2026 yılı narenciye rekoltesinin 7,3 milyon ton seviyesinde gerçekleşmesinin öngörüldüğünü aktaran Sarıbal, üreticinin özellikle limonda toplama ve nakliye maliyetini dahi karşılayamayan dal fiyatlarıyla baş başa kaldığını vurguladı.
Dış pazardaki daralmalar, bölgesel savaşlar ve yüksek akaryakıt giderlerinin yükünün üreticiye yıkılamayacağını söyleyen Sarıbal, şu somut çözüm adımlarını sıraladı:
Kamu Alımları ve Okul Sütü / Meyve Programı: İkincil piyasa oluşturmak adına okullarda, kamu yemekhanelerinde ve belediyelerde narenciye tüketimi zorunlu kılınmalı; öğrencilere ücretsiz meyve dağıtımı başlatılmalıdır.
Gıda Sanayii Teşvikleri: Ürünün dalda çürümesini önlemek için narenciyenin endüstriyel gıda işlemede (meyve suyu, esans, konsantre) kullanılması teşvik edilmelidir.
Nakliye ve İhracat Desteği: Lojistik maliyetleri düşürülmeli, ihracatçıya navlun desteği verilmelidir.
Girdi Desteği ve Tarladan Sofraya Denetim: Aracı marjlarını sınırlayacak denetimler yapılmalı, mazot ve gübre üzerindeki vergi yükü hafifletilmelidir.












