Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar, kamusal ve ortak kullanım alanlarının temiz tutulmasına ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Çevre kirliliğinin toplumsal bir sorun haline geldiğine işaret eden Yontar; doğayı ve şehirleri kirleten kişilere yönelik daha etkili, yüksek ve caydırıcı idari yaptırımların bir an önce devreye sokulması gerektiğini savundu.
Milletvekili Yontar, çevre temizliğinin yalnızca temizlik görevlilerinin omuzlarına yüklenemeyeceğini belirterek; denetimlerin sıklaştırılması, vatandaşların ihbar süreçlerinin kolaylaştırılması ve toplumsal çevre bilincinin güçlendirilmesi yönünde kapsamlı bir eylem planı çağrısında bulundu.
“KAPI ÖNÜNÜ TEMİZLEYEN KÜLTÜRDEN ARKASINA BAKMADAN KİRLETEN ANLAYIŞA SAVRULAMAYIZ”
Çevre duyarlılığının tarihsel ve kültürel kökenlerine değinen Nurten Yontar, ortak yaşam alanlarının korunmasının toplumsal bir ödev olduğunu vurguladı. Ormanlar, denizler, sahiller, plajlar, parklar, piknik alanları ve sokakların 85 milyonun ortak malı olduğunu hatırlatan Yontar, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Eskiden kapısının önünü süpüren, çevresini gözü gibi koruyan bir kültürün temsilcileriydik. Yediğini, içtiğini çöp kutusu yerine arkasına bile bakmadan sokağa, doğaya atan bir anlayışa savrulmamız kabul edilemez. Ortak alanlar hepimizin ve bu alanlara sahip çıkmak birinci görevimizdir.”
“TEMİZLİK İŞÇİLERİ KİMSENİN ÖZEL HİZMETLİSİ DEĞİLDİR”
Kamuoyunda sıkça karşılaşılan “Vergimi veriyorum, belediye gelsin temizlesin” yaklaşımını sert bir dille eleştiren CHP Tekirdağ Milletvekili, bu mantığın çevre ahlakıyla bağdaşmadığını belirtti.
Saha çalışanlarının ve belediye personelinin emeğine saygı gösterilmesi gerektiğini ifade eden Yontar, “Çevreyi sorumsuzca kirletip ardından bu savunmanın arkasına sığınmak doğru değildir. Temizlik işçileri hiçbirimizin özel hizmetlisi veya bakıcısı değildir. Temiz bir çevreye ulaşmanın tek yolu, her bireyin önce kendi ürettiği atığın sorumluluğunu almasıdır” dedi.
SOKAKLARI VE DOĞAYI KİRLETENLERE CAYDIRICI İDARİ CEZA TALEBİ
Gelişi güzel etrafa bırakılan atıkların doğada ve şehir yaşamında yarattığı tahribata dikkat çeken Yontar; plastik ambalajlar, cam şişeler, poşetler, sigara izmaritleri, evsel atıklar ve piknik artıklarının ciddi çevre tehditleri oluşturduğunu söyledi.
Özellikle yaz aylarında sahillerde ve piknik alanlarında artan kirliliğe karşı yasaların tavizsiz uygulanması gerektiğini belirten Yontar, çevre kanunlarındaki idari ceza yaptırımlarının caydırıcı seviyelere çıkarılması ve tavizsiz uygulanması gerektiğinin altını çizdi.
DENETİM VE TOPLUMSAL BİLİNÇ BİRLİKTE YÜRÜTÜLMELİ
Çevre kirliliğiyle mücadelenin tek boyutlu olamayacağını, çok yönlü bir strateji gerektirdiğini aktaran Yontar, çözüm önerilerini şu başlıklarla özetledi:
Sıkı Saha Denetimleri: Zabıta ve çevre denetim ekiplerinin ortak alanlardaki varlığının artırılması.
Pratik İhbar Mekanizmaları: Vatandaşların kirlilik oluşturan durumları yetkili makamlara kolayca bildirebileceği dijital ve mobil kanalların yaygınlaştırılması.
Düzenli Belediye Hizmetleri: Yerel yönetimlerin çöp toplama, geri dönüşüm ve temizlik altyapısını güçlendirmesi.
Eğitim ve Bilinçlendirme: Erken yaşlardan itibaren çevre bilincini aşılayacak kamu spotları ve eğitim projelerinin hayata geçirilmesi.
Açıklamasını toplumsal dayanışma vurgusuyla tamamlayan Yontar, “Daha yaşanabilir ve temiz bir Türkiye hedefi, ancak kamu kurumları, yerel yönetimler ve vatandaşların el ele vermesiyle mümkündür” ifadelerini kullandı.












