Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan sürecin halktan gizli yürütülmesine ve dolaşıma sokulan İmralı tutanakları ve bunlarla ilgili yapılan “tahrifat” açıklamalarına dair sosyal medya hesabından bir değerlendirme yaptı.
Sürecin başından beri “doğrultu önemli” dediklerini kaydeden Okuyan, “Öngörülerimiz vardı ama gördüklerimiz, duyduklarımız, okuduklarımız bize epey bir fikir verdi. İkna olmayanlardandık, şimdi daha fazla öyleyiz” diye belirtti.
Tutanaklarda tahrifat yapıldığına dair açıklamaları değerlendiren Okuyan “Kesin vardır. Böyle bir süreçte dengelere kurşun sıkmak isteyen de olur, provokasyon yaratmak isteyen de, küçük hesaplarla cinlik yapmaya kalkan da… Ama bunu engellemenin yolu, sürecin artık sır olmaktan çıkan içeriğini halka açık açık anlatmaktır” ifadesini kullandı.
Süreçten ne çıkıp ne çıkmayacağının aslında belli olduğunu kaydeden Okuyan “Ama madem “bir tarihsel dönüşüm”den söz ediliyor o zaman neyi nasıl dönüştürüyorsunuz, ayrı ayrı değil, birlikte bir güzel açıklayın. Eğip bükmeden” çağrısında bulundu.
Okuyan sürecin sessiz sedasız, tartışılmadan ve kimsenin itirazı olmadan ilerlemesinin mümkün olmadığını vurgulayarak “Bakkaldan ekmek alınmıyor” ifadesini kullandı.
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan’ın paylaşımı şöyle:
“İmralı tutanakları her zaman “olay” oldu. Çünkü her iki “çözüm süreci” de halktan, hatta Meclis’ten gizli yürütüldü.
Aslında bu görüşmeler bir tarafıyla gizliydi ama tam olarak gizli kalmaması gerekiyordu! Bu görüşmelere heyet olarak gelen kişiler Öcalan’ın anlattıklarını başkalarına aktarmakla yükümlülerdi.
Aktarıma konu olan meselelerin hassasiyeti ve anlatıcının üslubu yüzünden bir karmaşa yaşanmaması için zaten yazılı tutanak gerekiyordu.
Devletin de kendi ilgili yönetici ve kadrolarına bu görüşmelere dair bilgi vermesinin tek yolu tutanak tutulması.
Böylesi süreçlerde tutanakların kamuoyu ile paylaşılmamasına karar verilebilir. En azından bir süre. Bu anlaşılır.
Lakin İmralı örneğinde gazetecilere birkaç kanaldan “dosya” gitmekte. İstense bu engellenir, demek ki en azından bazı tutanakların daha geniş bir kesime ulaşması isteniyor. Ayrıca sürecin tümüne baktığımızda, bazı tutanakların iktidar kanadından dolaşıma sokulduğu da görüldü.
Ama şimdiye kadar hem AKP’nin hem DEM’in “işte tutanaklar budur” dediği bir belge ortaya çıkmadı. Yani istendiğinde her bir taraf “bu gerçek değil” deme hakkını elde tutuyor.
E o zaman neden şikayet ediliyor?
Gizli tutmak istemiyorsunuz ama ortaya çıkan bazı belgelerden rahatsızsınız!
Zor mesele…
Herkesi ikna etmek istiyorsunuz. Türk milliyetçisini de Kürt milliyetçisini de… Tarikatçısını da seküler olanı da… Sağcıyı ve de solcuyu, birlikte… Tutanaklar dolaşıma çıktıkça, her defasında, “bu tutanak şu kesime hitap ediyor” demeye başlıyor insan haliyle. O tarafa mı ulaştırıyorlar özellikle bunu bilemiyoruz!












