Üsküdar Belediyesi Başkan Yardımcısı Amine Cansu Çelik, belediye başkanvekilliği seçimi öncesinde yürütülen bir soruşturma kapsamında tutuklanması ve ardından ev hapsi kararıyla tahliye edilmesinin ardından Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa ettiğini duyurdu. Yerel siyasette geniş yankı uyandıran bu gelişme, gözleri Üsküdar Belediyesi’nde yaşanacak yeni süreçlere çevirdi.
YARGI SÜRECİ VE EV HAPSİ KARARI
Belediyede kritik bir görev yürütürken başkanvekilliği seçimi öncesinde gözaltına alınan ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanan Amine Cansu Çelik hakkındaki hukuki süreç devam ediyor. Tutukluluk haline yapılan itirazların ardından mahkeme, Çelik’in adli kontrol hükümleri kapsamında ev hapsi şartıyla tahliye edilmesine karar verdi.
PARTİDEN İSTİFA KARARI GELDİ
Ev hapsi kararıyla cezaevinden çıkan Çelik, idari ve hukuki süreçlerin gölgesinde siyasi bir adım atarak CHP üyeliğinden ve partideki görevlerinden istifa etti. İstifanın, hem yürütülen adli soruşturmanın selameti hem de belediye içerisindeki siyasi dengeler üzerindeki tartışmaları sonlandırma amacı taşıdığı değerlendiriliyor.
SEÇİM ÖNCESİ SİYASİ DENGELER DEĞİŞTİ
Üsküdar Belediyesi’nde yapılması planlanan başkanvekilliği seçimi öncesinde yaşanan bu gözaltı, tutuklama ve ardından gelen istifa zinciri, belediye meclisindeki dengeleri de hareketlendirdi. Olayın ardından siyasi kulislerde seçim sürecinin nasıl şekilleneceği ve partilerin izleyeceği stratejiler tartışılmaya başlandı.
Amine Cansu Çelik’in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım şöyle:
“2024 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden gelen teklifi, siyasi aidiyet tartışmalarının ötesinde, Üsküdar’a ve Üsküdarlılara hizmet etme imkânı bulabileceğim düşüncesiyle kabul ettim. Benim için temel ölçü, hangi makamda bulunduğumdan ziyade Üsküdarlılara ne ölçüde hizmet edebildiğimdi. Ancak zaman içerisinde karşılaştığım yönetim anlayışı, bu beklentimin karşılığını bulmadığını açık biçimde gösterdi.
Görev sürem boyunca liyakat konusunda ciddi tereddütler yaşamama neden olan görevlendirmelere ve kurumsal yetki ve sorumlulukların dışında şekillendiğini düşündüğüm yönetim süreçlerine şahit oldum. Belediye Başkan Yardımcısı olarak yetki ve çalışma alanımın dönem dönem sınırlandırılması, görevimi sağlıklı biçimde yerine getirmemi güçleştiren uygulamalar ve maruz kaldığımı düşündüğüm sistematik dışlanma, zaman içerisinde benim açımdan kabul edilemez bir duruma ulaştı.
Bunun yanında; siyasi geçmişimin, duruşumun ve toplumdaki karşılığımın, şahsıma gerçek bir yönetim alanı açılmaksızın kamuoyuna yönelik bir görüntünün parçası hâline getirildiğini ve zaman zaman suistimal edildiğini gördüm.
Bugün yürütülmekte olan hukuki süreç ise bütün bu yaşananları benim açımdan çok daha ağır bir boyuta taşımıştır. Gözaltında bulunduğum süre içerisinde, Belediye Başkan Vekilliği seçimi öncesinde, belediye meclis üyeliğinden istifa etmem yönünde CHP ve Yeni Parti ilçe ve il örgütünden hem şahsıma hem de eşime baskı yapıldığına üzülerek şahit oldum. İçinde bulunduğum şartlara ve ailemin yaşadığı ağır sürece rağmen böyle bir talep ve baskıyla karşı karşıya bırakılmam yerine öncelikle siyasi öngörü ve süreç yönetiminin başarısızlıklarından sorumlu olan kişilerin göz ardı edilmesi yaşadığım hayal kırıklığını daha da derinleştirmiştir.
Üsküdar’a hizmet edebilmek düşüncesiyle içerisinde yer aldığım bu yönetim yapısında, zaman içerisinde Üsküdar dışından gelen kadrolar belediyenin kurumsal işleyişinde etkin hale gelmiştir. Dönem dönem uyarılarda bulunduğum ve itiraz ettiğim benim iradem ve sorumluluğum dışında gerçekleşen birtakım yönetim, iş ve ilişkilerin sonuçları şahsıma ve aileme kadar ulaştı. Bu süreçte özgürlüğümden mahrum kaldım ve her şeyden önemlisi, dört yaşındaki evladımdan ayrı düştüm.
Yaşadığım bu ağır süreç, uzun süredir taşıdığım tereddütleri benim açımdan artık geri dönülemez bir noktaya taşımıştır.
Siyaseti; kurumsal iradenin dışında, kişisel hesapların veya makam mücadelelerinin değil, millete hizmet etmenin vasıtası olarak gördüm. Bugün de aynı anlayışı muhafaza ediyorum.
Bu sebeplerle, siyasi ve vicdani sorumluluğumun gereği olarak Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden istifa ettiğimi kamuoyunun bilgisine sunuyorum. Bundan sonraki süreçte de bugüne kadar olduğu gibi Üsküdar’ın, Üsküdarlının ve milletimizin menfaatini her türlü siyasi hesabın üzerinde tutmaya devam edeceğim.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Amine Cansu Çelik”












