CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, borsa ve fon piyasalarını sarsan soruşturmalar ile Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin TMSF’ye yaptığı ödemelere ilişkin sert yazılı bir açıklama yayımladı. Yaşananları “piyasa dolandırıcılığı” olarak nitelendiren Canpolat, “Parayı geri verdi, konu kapandı düzeni hukuk devletiyle bağdaşmaz” diyerek SPK ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na 8 kritik soru yöneltti.
Sermaye piyasalarında yüz binlerce yatırımcının mağduriyetine yol açan fon soruşturması ve Borsa İstanbul’daki çalkantılar siyasetteki hararetini koruyor. Eski AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın fon işlemlerinden elde ettikleri yaklaşık 2,2 milyar liralık kazancı TMSF bünyesindeki hesaplara aktarması tartışmaları daha da derinleştirdi. Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, denetim zafiyetine ve ceza hukuku ilkelerine dikkat çekti.
“DIŞ GÜÇLER VEYA EKONOMİK DALGALANMA DEMEK HUKUKUN YERİNE GEÇMEZ”
Yeterli denetim ve gözetim mekanizmaları işletilmediği için iyi niyetli yatırımcıların mağdur edildiğini belirten CHP’li Canpolat, iktidar kanadından gelen gerekçeleri eleştirerek şunları kaydetti:
“Kötü niyetli insanların, yeterli denetim ve gözetim olmadığı için iyi niyetli yatırımcıları mağdur ettiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Şimdi çıkıp; ‘Dış güçler yaptı’, ‘Piyasa böyle’, ‘Şu kurumun suçu’, ‘Bu sadece ekonomik bir dalgalanmaydı’ demek kolay. Bunların hiçbiri hukukun yerine geçmez. Mesele açıktır: Eğer sermaye piyasalarında manipülasyon yapıldıysa, bunun adı ne olursa olsun soruşturulmalıdır. Kim yaptıysa yapmıştır. Kim kazandıysa araştırılmalıdır. Kim kaybettiyse hakkı korunmalıdır. Kim kamu gücünü, bilgisini veya pozisyonunu kullanarak haksız avantaj sağladıysa bunun hesabı sorulmalıdır. Çünkü hukuk kişiye göre değişmez.”
“PARANIN İADE EDİLMESİ SUÇU KENDİLİĞİNDEN ORTADAN KALDIRMAZ”
Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin TMSF’ye yaptığı ödemenin hukuki niteliğinin derhal kamuoyuna açıklanması gerektiğini ifade eden Canpolat, ceza hukukunda paranın iade edilmesinin suç şüphesini silmeyeceğini vurgulayarak şu soruları gündeme getirdi:
“Bir paranın iade edilmesi, o paranın elde edilme biçimiyle ilgili hukuki soruları ortadan kaldırır mı? Elbette hayır. Bir soruşturmanın konusu olan kazancın sonradan iade edilmesi, varsa suçun oluşup oluşmadığını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ödemenin hukuki niteliği nedir? Etkin pişmanlık kapsamında mıdır? Elde edilen menfaat nasıl hesaplanmıştır? Ana para ile kazanç nasıl ayrıştırılmıştır? Hangi işlemler incelenmiştir? İşlemler sırasında kamuya açık olmayan herhangi bir bilgi kullanılmış mıdır? Piyasa fiyatını etkileyen herhangi bir işlem veya koordinasyon söz konusu mudur? Bunların tamamı bağımsız, şeffaf ve hukuka uygun biçimde ortaya çıkarılmalıdır.”
SPK VE İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA 8 SOHUT SORU
Meselenin sadece bir ailenin kazancı olmadığını, sermaye piyasalarına olan güveni doğrudan ilgilendirdiğini vurgulayan Cemal Canpolat, SPK ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na şu 8 soruyu yöneltti:
- Soruşturma hangi somut suçlar kapsamında yürütülüyor?
- Kaya çifti hakkında SPK tarafından suç duyurusunda bulunuldu mu?
- Sermaye Piyasası Kanunu’nun 106. ve 107. maddeleri kapsamında hangi değerlendirmeler yapıldı?
- Söz konusu işlemlerde bilgi suistimali veya piyasa dolandırıcılığı şüphesi araştırıldı mı?
- Elde edildiği iddia edilen menfaat nasıl hesaplandı?
- TMSF’ye yapılan ödemenin hukuki niteliği nedir?
- Ödeme yapılmış olması soruşturmanın hangi aşamasını ve hangi hukuki sonucu etkiliyor?
- Aynı işlemlerden zarar gördüğü iddia edilen diğer yatırımcıların hakları nasıl korunacak?
“HUKUK DEVLETİ ‘PARAYI VERDİ, KONU KAPANDI’ DÜZENİ DEĞİLDİR”
Açıklamasının sonunda adalet ve şeffaflık vurgusu yapan Canpolat, söylerini şöyle tamamladı:
“Hukuk devleti; ‘Parayı geri verdi, konu kapandı’ düzeni değildir. Hukuk devleti; iddianın araştırıldığı, delilin toplandığı, suç varsa ortaya konulduğu, suç yoksa da kişinin aklandığı sistemdir. Kimse peşinen suçlu ilan edilmemelidir. Ama hiç kimse siyasi konumu, ekonomik gücü veya çevresi nedeniyle hukukun dışında da tutulmamalıdır. Hukuk herkes için eşit uygulanmalıdır. Denetim zayıflarsa piyasa bozulur. Şeffaflık kaybolursa güven kaybolur. Hukuk geri çekilirse adalet duygusu yok olur. Türkiye’nin ihtiyacı hikâye değil; şeffaf soruşturma, bağımsız denetim, hesap verebilirlik ve herkes için gerçek anlamda hukuktur. KIM HAKSIZ KAZANÇ SAĞLADIYSA HESAP VERMELİDİR.”












