Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Türk Medeni Kanunu’nun 175’inci maddesinde yer alan “süresiz olarak” ibaresini iptal etmesine ilişkin kapsamlı bir açıklamada bulundu. Düzenlemenin kadın haklarına yönelik stratejik bir geri adımı temsil ettiğini vurgulayan Bankoğlu, “Mesele nafaka değil; mesele kadının emeği, ekonomik bağımsızlığı ve eşit yurttaşlık hakkıdır” değerlendirmesinde bulundu.
“KADINLAR SİSTEMATİK BİR KUŞATMA İLE KARŞI KARŞIYA”
İktidarın uzun süredir kadınların kazanılmış haklarına yönelik politikalar yürüttüğünü savunan Bankoğlu, kadının aile içindeki rolünün daraltılmaya ve ev içi bakım yükünün tamamen kadının omuzlarına bırakılmaya çalışıldığını ifade etti. Kamusal kreşlerin yetersizliğine ve çocuk, hasta ile yaşlı bakımının kadının üstüne yıkıldığına dikkat çeken Bankoğlu, şunları söyledi:
“Türkiye’deki gerçek tabloyu herkes çok iyi biliyor. AKP politikalarıyla kamusal kreşler açılmıyor, bakım yükü tamamen kadının sırtına yıkılıyor. İstihdamdan koparılan kadınlar yıllarca ev içinde ücretsiz işçi gibi çalıştırılıyor. Kadın, çoğu kez fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddet gördüğü o evlilikten canını kurtarmak için boşanmaya kalktığında da ‘sana nafaka dahi yok, beş parasız kal ya da o şiddete boyun eğip o evde otur’ deniliyor. 2025 verilerine göre kadınların istihdam oranı yüzde 32,1 iken erkeklerde yüzde 66,4. Kadınların resmi işsizlik oranı yüzde 11,3, erkeklerin yüzde 6,8. Bu tablo ortadayken kadınların güvencelerini törpülemek, toplumsal eşitsizliği daha da derinleştirir.”
“KADINI EVE HAPSEDİP EKONOMİK GÜVENCESİNDEN VAZGEÇİREMEZSİNİZ”
Açıklamasında İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını, 6284 sayılı Kanun tartışmalarını ve kadınların kendi soyadını kullanma hakkına yönelik adımları hatırlatan Bankoğlu, yürütülen siyasetin eşitsizliği kalıcılaştırdığını savundu. İktidarın “aile politikası” söylemini eleştiren Bankoğlu, “Kadına ‘itaat et, dayan, aileyi koru’ deyip kadının kendi hayatı üzerindeki söz hakkını, kimliğini ve ekonomik bağımsızlığını geri plana itmeyi aile politikası diye topluma sunuyorlar” ifadelerini kullandı.
“GENÇLER NAFAKA YÜZÜNDEN DEĞİL, EKONOMİK KRİZ YÜZÜNDEN EVLENEMİYOR”
Toplumda evlilik oranlarının düşmesinin ya da gençlerin evlenememesinin sebebinin nafaka olarak gösterilmesini gerçek dışı bulan CHP’li Bankoğlu, mevcut sistemde nafakanın koşulların değişmesi halinde mahkeme kararıyla azaltılabileceğini veya kaldırılabileceğini hatırlattı. Bankoğlu, değerlendirmesine şöyle devam etti:
“İnsanlar sizin uydurduğunuz gibi nafaka yüzünden değil, ülkeyi sürüklediğiniz ekonomik yıkım yüzünden evlenemiyor. Gençlerin neden evlenemediğini gerçekten merak ediyorsanız; mutfaktaki yangına, kira ve konut fiyatlarına, gençlerin gelirlerine, işsizliğe ve geçim sıkıntısına bakın. Ayrıca nafaka hakkı cinsiyetsizdir, koşullar oluştuğunda erkekler de bu haktan yararlanabilir. Kadınların yıllarca verdikleri emeği ve boşanma sonrasında düştükleri yoksulluk riskini görmeden yalnızca erkeklerin ödeme yükü üzerinden siyaset kurmak, toplumsal sorunun tamamını görmezden gelmektir.”
“AİLEM GÜVENDE OPERASYONLARI VE DİJİTAL SANSÜR”
Geçtiğimiz haftalarda sosyal medya hesaplarına getirilen erişim engellerine ve sivil toplum ile feminist örgüt temsilcilerine yönelik gözaltılara değinen Bankoğlu, bu adımların hak arayışlarını engelleme amacı taşıdığını belirtti. “Ailem Güvende” adı verilen operasyonların zamanlamasını da eleştiren Bankoğlu, kadınların dayanışma ağlarını kurduğu ve şiddet faillerini teşhir ettiği mecraların sansürlenmek istendiğini kaydetti.
“YARGI PAKETİ’NDE YENİ BİR GERİLEMEYE İZİN VERMEYECEĞİZ”
Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe gireceği 30 Haziran 2027 tarihine kadar önlerinde dokuz aylık bir süreç bulunduğuna işaret eden Bankoğlu, yeni Yargı Paketleri üzerinden nafakanın süreye bağlanması yönünde bir düzenleme getirilmesi halinde Meclis’te sert bir muhalefet sergileyeceklerini belirterek şu sözlerle açıklamasını tamamladı:
“Kadınların haklarından tasarruf ederek aile kurtarılmaz. Kadınların varlığını evin içine, kimliğini eşinin soyadına, emeğini ücretsiz bakıma, geleceğini ise bir nafaka hesabına indirgeyen anlayışı kabul etmiyoruz. Kadınlar sizin aile politikanızın nesnesi değildir. Kadınların kendi hayatları hakkında karar verme, çalışma, emeğinin karşılığını talep etme ve şiddetten uzak yaşama hakkı vardır. Kazanılmış haklarımıza dokunulmasına karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.”












