Warning: Attempt to read property "ID" on null in /data/sites/web/gazeteataocagicom/www/wp-includes/link-template.php on line 409

Warning: Attempt to read property "ID" on null in /data/sites/web/gazeteataocagicom/www/wp-includes/link-template.php on line 409
TKP Genel Sekreteri Okuyan’dan sert çıkış: Fon soygunu da belediye transferleri de aynı sistemin ürünü - Gazete Ata Ocağı
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Lefkoşa
Gazimağusa
Girne
Güzelyurt
İskele
Pristina

TKP Genel Sekreteri Okuyan’dan sert çıkış: Fon soygunu da belediye transferleri de aynı sistemin ürünü

featured
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, soL TV’de yayınlanan “Komünist Bakış” programının bu haftaki bölümünde gazeteci İrem Yıldırım’ın haftanın gündemini tek soruda toplayan “İktidar tüm tuşlara mı basıyor yoksa iktidarın tüm tuşlarına mı basılıyor?” sorusunu yanıtlayarak AKP’nin yönetim krizi üzerine değerlendirmelerde bulundu.

‘Yapılacak tek şey, sistemi sorgulamak’

Okuyan’ın fon soygununda iktidarın bir stratejisi olup olmadığına yanıtı şöyle oldu:

‘AKP’nin yeni stratejisi bu’, ‘içeride temizlik yapacak’, ‘Erdoğan’ın bilgisi olmadan bu olay patlamış olamaz’ türünden değerlendirmelerin yanlış olduğunu söyledik. Birden fazla nedenli. Gelinen tabloda ortada zaten bir stratejik bütünlükle hareket ettiği yok iktidarın. Hamleler birbirini çeliyor. Bir saat içerisinde değişen yargı kararları var. Yani dolayısıyla ortada bir karmaşa var.”

Okuyan sözü yurttaşların durumuna getirdi. “Fon mağduru” diye ayrı bir kesim olmadığını söyleyerek “Bu sistemin mağdurları var. Çünkü bu sistem insanları aç bırakıyor. Yani milyonlarca kişi çaresiz durumda. Peki ne yapacaklar?” diye sordu.

Fotoğrafın bütününe bakalım derken bunu kastediyoruz. İnsanlar çaresizler. E ne yapsın insanlar? ‘Uzak durun böyle şeylerden’ dediğimiz zaman ‘ne yapalım’ yanıtıyla karşılaşıyoruz. Bu bile bile uçurumdan atlamak demek. Yapılacak tek şey var, bu sistemi sorgulamak.”

‘Pazarlık içerisindeler’

Okuyan, iktidarın sistemin dışında kalan servetler için bir geri alma ve pazarlık stratejisi izlediğini vurguladı:

“Çok büyük servetler biriktirdiler. Şöyle bir şey tartışılıyor. Ya çok kazandınız siz kişisel olarak, bunların bir bölümünü geri verin türünden bir pazarlık içerisindeler. Şimdi de bu fon meselesinde parayı geri verecekler. Ortada yargı yok, bir şey yok. O yüzden en sonunda durduk, durduk, durduk suç duyurusunda bulunduk. Biz aslında böyle tekil şahısları hedefleyen yargı süreçlerinden çok büyük bir tekil sorumluluk yoksa uzak durmaya çalışıyoruz. Ama öte yandan da ortada çok açık bir tablo var ve artık üzerinden günler geçiyor. Hiçbir şey yapılmıyor.”

‘AKP’nin iç çatışmaları da kontrolden çıkmış durumda’

 AKP’nin bir hikaye yazmak istediğini ama yazamadığını vurgulayan Okuyan, iktidarın kendi içindeki arızalı unsurları temizleyerek yeni bir seçim dönemine gireceği anlatısına “Bu bir efsane” yanıtını verdi. Babacan’ın “kurallı bir sistem yerleştirmiştik” sözlerine de sert çıktı:

“Bugün Türkiye ekonomisinin talan ekonomisi haline gelmesi ve piyasa terörü dediğimiz şeyin önünde hiçbir engel kalmamasının sorumlusu tek başına Babacan değildir. Ama en yetkili mevkilerde oturuyordu Babacan. Çıkıp konuşmasın. Biz kurallı bir ekonomi teslim etmiştik, bu ne rezalet falan demesin. Ayıptır. Hangi kuraldan bahsediyor? Bu sistemin kendisini temizleme yeteneği yok. AKP’nin kendi iç çatışmaları da kontrolden çıkmış durumda.”

‘Bahis olan yerde şike olur’

Merkez Hakem Kurulu yönetimi hakkındaki soruşturma üzerine Okuyan futbol dünyasını şöyle tarif etti:

“Neresi düzgün ki? Bu sistem futbolu da kendisine benzetti. Eskiden çok iyiydi falan demiyorum ama benim hatırladığım dönemlerde bahsettiğim o düzgün insanlar futbol camiası içerisinde çok daha fazlaydı. Şimdi para her şeyi çürüttü. Ama bilmiyor muyduk bunları? Biliyorduk. E herkes bahis oynuyor. Bahis olan yerde şike olur. Bunlara hiç ses çıkarılmadı. Hakemler yumruklandı, unutuldu. Soyunma odası bastılar. Şimdi futbolun tepesindeki bu insanlara hiçbir şey olmuyor.”

Fanatizmin ardında büyük paraların döndüğünü vurgulayan Okuyan, “Bir toplum adalet duygusunu yitirirse kaybeder. Şimdi Türkiye’de toplumda adalet duygusunda çok ciddi bir azalma var. Futbol bunun çok tipik bir göstergesi. Taraftarlık dediğimiz şey bir fanatizme dönüşmüş durumda ve bu kadar rezillik çıkıyor. Türkiye’de bu sistemin parçası olmayan bir tane kulüp yok. Futbol bütün ülkelerde sistemin önemli göstergelerinden bir tanesidir. Biz de dibe vurduk” ifadelerini kullandı.

Erişim engelleri: ‘Farklı seslenme kanalları yaratılmalı’

İrem Yıldırım, soL’un X hesabının defalarca engellendiğini hatırlattı. Eylül ayında 3 bin 492 dijital içeriğe erişim engeli getirildiğini, T24’ün internet sitesine erişim engeli konduğunu, Tele1’e kayyım atandıktan sonra açılan Tele2’nin yayın hayatına devam edemeyeceğini açıkladığını söyleyerek dozun neden arttığını sordu. Okuyan şu yanıtı verdi:

“Yarın kendi medya gruplarına, kendi trollerine müdahale etmek zorunda kalacaklar. Siyaset alanına yapılan müdahaleler AKP tarafından siyaseti tekleştiriyor zannediliyor. Hayır. O müdahaleler bu sefer AKP’nin içerisine, iktidar bloğunun içerisindeki çeşitliliğe devrediyor enerjisini. Nitekim iktidarın medyası da birbirine girmeye başladı. E yarın oralarda yasaklamalar başlar. Bu işin sonu yok. Bu baskılar dağınıklığın ürünü olarak ortaya çıkıyor. İktidar güçlü olduğu için bunları yapmıyor, panikle yapıyor.”

Öte yandan erişim engellemelerinin yalnızca yargı kararıyla bağlantılı olmadığını, bu kararları uygulayan platformların kendisinin de sorgulanması gerektiğini belirten Okuyan, “Burada bir özgürlük alanı yok. Bir kamusal alan yok. Bunlar belli şirketlerin faaliyetleri. Bunları bilerek kullanabilirsiniz ama buraya bağımlı olmaktan çıkılması lazım. Dolayısıyla o çok küçümsenen ve eski teknoloji denilen geleneksel medya yaşamak zorunda. Farklı seslenme kanallarının mutlaka ve mutlaka yaratılması gerekiyor. İlla eskiye dönüş olması da gerekmiyor bunun” dedi.

‘Muhalif olmak da para getiriyormuş Türkiye’de’

AKP’ye transferleri de ele alan Okuyan, Patronların, müteahhitlerin seçim pusulalarına doluşturulduğunu hatırlatarak şu değerlendirmeyi yaptı:

“Yıllarca laf soktukları, eleştirdikleri iktidar partisine gidiyorlar. Şimdi şu soruyu sormak gerekiyor. Muhalif olmak da para getiriyormuş Türkiye’de. İktidar onun yollarını kesti. Şimdi hepsi iktidara geçiyorlar. Bu kadar basit. Çok mu ağır oldu? O zaman Türkiye’deki siyasi partilerin yerel yönetici profiline baksınlar. Belediye başkanlıklarına koydukları adaylara baksınlar. İktidar partisini zaten biliyoruz. CHP’de de epey bir müteahhit var. Buna ‘evet’ dedi yurttaşlarımız. Biz buna işaret ettiğimizde tepki aldık. Hiçbir şeyi beğenmiyorsunuz diye. Olan tabii çok acı. Çünkü yurttaşlarımızın tercihleri gerçek ama o siyasetçilerin tercihleri gerçek değil. Bunu gördük şimdi.”

TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AKP’ye geçeceği iddiaları üzerine iktidarın ve Tugay’ın muhtemel hesabını da şöyle anlattı:

“İzmir’in özel bir tarafı var. İzmir Cumhuriyet Halk Partisi’nin oy yataklarından birisi. AKP İzmir’i uzun süredir hiç tehdit edemiyor. Ama bu İzmir solcu olduğu için değil. İzmir eskiden Demokrat Parti geleneğine oy veren bir yerdi. Orada bir kırılma yaşandı. Şimdi muhtemelen Cemil Tugay ve iktidar şu hesabı yapıyor. Önümüzdeki yerel seçimlere kadar biraz İzmir’e büyük olasılıkla paranın muslukları açılacak. Çünkü insanlar çaresizler ve İzmir gerçekten de çok kötü yönetiliyor uzun bir süredir. Muhtemelen de yaşam tarzına karışmaya dönük fazla bir şey de yapılmayacaktır. Ama bu memleketin geleceğine böyle yaklaşma lüksü yok. İnsanlarımızın artık hizmetten anladığı şeye ilişkin de karar vermesi gerekiyor. Bencilce düşünmemesi gerekiyor. Düşük ücretlerle çalıştığı için greve giden temizlik işçisine küfrederek memlekete sahip çıkılmaz.”

‘Bir taraftan geri dönülmez bir noktada, bir taraftan da ilerleyemiyor’

Yıldırım, çözüm sürecinde çerçeve yasanın geçtiğini, uygulanması için MGK kararının beklendiğini hatırlattı. Pervin Buldan’ın Öcalan’ın toplumun belli kesimleriyle yan yana gelmesinin gerekliliğine dair açıklamasını anarak bunun tıkanan süreci açıp açmayacağını sordu. Sürecin yürümediğini ve bu yüzden Öcalan’ın daha fazla rol almasına ihtiyaç duyulduğunu anlatan Okuyan, diğer yandan Öcalan öne çıktıkça sürecin daha fazla dirençle karşılaştığını söyledi:

“Öcalan öne çıktıkça ikna mı oluyor bu toplum ya da tersi mi oluyor sorusunun yanıtını hep beraber göreceğiz. Belli ki süreç bir taraftan geri dönülmez bir noktada, bir taraftan da ilerleyemiyor. Çok enteresan bir şey.”

“Cumhuriyetle ilgili bir dert var ama bu derdi aşmakta zorlanıyorlar” diyen Okuyan “Belki bilinçli olarak değil ama bir kırmızı çizgi ortaya çıkmış durumda burada. Bunu aşamıyorlar” ifadelerini kullandı. Anayasa ve yerelleşme gündemindeki tutarsızlığa da dikkat çeken Okuyan, sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye’de merkezi iktidar zayıflayacak, yerel yönetimler güçlendirilecek. Bunu kimle yapacaklar? Şu anda her tarafa müdahale etmeye çalışan, darmadağınık olmuş ama merkezi güçlü tutmakta her yolu deneyen bir iktidarla Türkiye’de yerelleşme modeline gidecekler. Bir tutarlılık yok burada. Erdoğan Meclis’in açıldığı gün yaptığı konuşmada uzlaşıdan söz etti, değil mi? Düşmanlaştırıcı, taraflaştırıcı bir siyaset kültürü var. Hangi ülkede yaşıyoruz biz?”

‘Anayasa yapmak yeni bir şey kurmuş gibi yapmaktır’

Kemal Okuyan, henüz taslağı dahi belli olmayan yeni anayasaya TKP’nin neden hayır dediği sorusuna şu yanıtı verdi:

“Ortada hiçbir şey yok. Ve olmaz diyoruz. Burada yeni anayasa meselesine taraf olan, yeni anayasa diyen iki kesim var. İkisi de çözüm sürecinin aktörü. Bilinmezlik şurada. Yeni anayasa diyen iktidar bu yeni anayasaya ilişkin hiçbir şey söylemedi. İçinde ne olacak? Orada bir şey söyleyemiyorlar. Anayasa yapmak yeni bir şey kurmuş gibi yapmaktır. Halbuki anayasalar bir şeyi kurarsın, onun ürünüdür. O yüzden de devrimler yaratır anayasaları. Şimdi bunlar orada tıkandılar. Anayasayla bir yeni öykü ya da imza atmak istiyorlar.

Çözüm sürecinin diğer aktörünün ne dediği daha belli. Yerelleşme diyorlar. Kürt unsuru anayasada olsun diyorlar. Bunların birleşmesi için uğraşılıyor şu anda masada. Yani AKP’nin, iktidarın kafasındaki meselelerle diğer muhatap meselelerini nasıl örtüştürürüz, nasıl buluştururuz? Bunun da başarıya ulaşma şansı yok. Şimdi biz olmaz diyoruz. Nedenimiz çok basit. İki aktörün önerdiği Türkiye tasarımı bizim itiraz ettiğimiz bir tasarım. E herhalde de anayasa o tasarıma uygun bir şey çıkacak karşımıza. İtirazımız bunadır. İki, ne oldu da AKP anayasa yapıyor? Meşruiyeti yoktur diyoruz. Yok anayasa bir sonraki parlamento dönemine kalacak deniyor. Sonra pat diye dendi ki bu Meclis yapabilir anayasa. Bu tabloda, bu siyaset tablosunda neyin meşruiyetinden söz ediyorlar? “

‘Türkiye’de milyonlarca insanın hayatı haber değeri taşımıyor’

Programda değinilen son başlık Soma’daki maden katliamı oldu. Okuyan, Soma’nın aslında merkez mesele olduğunun altını çizerek şöyle konuştu:

“Biz şunu yapmaya çalışıyoruz. O diğer meselelerin bununla bağını göstermeye çalışıyoruz. Asıl mesele orada. Fon meselesi oluyor. Fon meselesi ile madende göçük altında kalanlar arasındaki bağı göstermeye çalışıyoruz. Futbolun bu hale gelmesiyle emek-sermaye çelişkisi arasındaki ilişkiyi göstermeye çalışıyoruz, bu bir sistem sorunudur diye. Ya da bugünkü siyaset alanındaki transferlerle işçi sınıfının yaşam koşulları arasındaki ilişkiyi göstermeye çalışıyoruz.

Siyaset dünyası şunun üzerine kurulu. Mesela yoksul insanlar göçük altında kaldıklarında işsiz kaldıklarında ya da emekliler haber değeri taşımıyorlar da fonda oynadıklarında haber değeri taşıyorlar. Acı gerçek bu. Haber değeri taşımıyor Türkiye’de milyonlarca insanın hayatı.

Şimdi bunu değiştirmek zorundayız. Yani Türkiye’de milyonlarca emekli haberdir. Türkiye işçi sınıfının hali haberdir.”

Okuyan, TKP’nin Patronların Ensesindeyiz Ağı ile işçi sınıfının sorunlarına yaptığı müdahaleleri de anlattı:

“Bütün sektörlerde emekçilerin karşılaştığı hukuksuzluklara dönük müdahale ediyoruz. Son dönemde inşaat sektöründe ciddi kazanımlar elde ediliyor. 20 kişi, 30 kişi, 50 kişi hiç önemli değil. Aldıkları paralar inanılmaz paralar. Çok acımasızlar. Bizim emekçi halkımızın bu acımasızlık karşısında dik durmayı öğrenmesi lazım. Asıl haber burada. Asıl Türkiye’nin önem vermesi gereken konu bu.”

Ahlakın ölçütünün bireylerde aranmaması gerektiğini vurgulayan Okuyan, sözlerini şöyle noktaladı:

Bizim işimiz gücümüz ahlaklı siyasetçi, bürokrat siyasetçi aramak olmamalı. Bizim siyasetimizin kendisi ahlaklı olmalı. Türkiye’nin en ahlaklı insanları bizim partimizdedir diyemem. Böyle saçmalık mı olur? Bunu neye göre belirleyeceksin? Ama bir şey vardır. Gelişkin ahlakı, gelişkin insanlık değerlerini savunan bir partiyiz derim. Çünkü meselenin özüne iniyoruz. O meselenin özüne hiç dokunmayacaksın, ondan sonra da ‘ya bunlar da çok ahlaksız çıktı’. Hadi ya. Öyle bir hayat yok.”

TKP Genel Sekreteri Okuyan’dan sert çıkış: Fon soygunu da belediye transferleri de aynı sistemin ürünü
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter


Giriş Yap

Gazete Ata Ocağı ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Sohbet Et

Yapay zeka asistanı
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.