Türkiye Komünist Partisi (TKP), kamuoyunda “fon krizi” olarak bilinen ve binlerce yurttaşın mağduriyetine yol açan gelişmeler üzerine, eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı ve AKP üyesi Fatma Betül Sayan Kaya hakkında etkin bir soruşturma yürütülmesi talebiyle suç duyurusunda bulunduğunu açıkladı.
TKP tarafından yapılan açıklamada, yaşanan olayların basit bir denetimsizlik ya da bireysel haksız kazanç olmadığı; piyasa düzeni ve siyasi nüfuz kullanılarak planlanmış bir “soyguna” dönüştüğü öne sürüldü.
“SERMAYE VE PİYASA DÜZENİNİN HESABINI SORACAĞIZ”
Açıklamada, AKP hükümetinin sömürü ve yağma düzeninin yürütücüsü olduğu savunularak, TKP’nin hem siyasi hem de hukuki mücadeleyi büyüteceği ifade edildi:
“Bir aya yakın süredir ülke gündemini işgal eden, on binlerce yurttaşımızın mağdur duruma düşmesine sebep olan büyük bir soygun ve yağma tablosu ile karşı karşıyayız. Yaşanan bu büyük soygunun hesabının sorulması piyasa düzenine ve sermaye egemenliğine karşı mücadelenin yükseltilmesi ile mümkündür.”
SUÇ DUYURUSUNDAN DİKKAT ÇEKEN DETAYLAR: “NETİCEYİ BİLME VE HEDEFLEME SÖZ KONUSU”
Adliyeye sunulan dilekçede, kamu kurumlarının ve siyasi makamların haksız kazanç ve para transferi süreçlerine zırh oluşturduğu öne sürüldü. Metinde şu ifadelere yer verildi:
Planlı Organizasyon İddiası: “Siyasi makamları işgal eden failler, o fonların bu hisseyi satın alacağını, alım talimatlarının kimler tarafından verileceğini ve bu paranın nihayetinde öğretmenin, işçinin, emeklinin cebinden çıkacağını milimetrik olarak biliyorlardı. Karşımızda tesadüfi bir zenginleşme değil, adımları milimetrik olarak planlanmış organize bir etkinlik vardır.”
Kamu Kurumlarına Eleştiri: Denetleyici kurumların eylemsizlik ve iradi körlükle bu organizasyona ortak olduğu iddia edilerek; “Kamusal güç, halkı yoksullaştıran bu soygun mekanizmasının hukuki aracı ve zırhı haline getirilerek suçun merkezine yerleştirilmiştir” denildi.
TCK 158/1-d Vurgusu: Suç duyurusunda, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) nitelikli dolandırıcılığı düzenleyen 158/1-d maddesi bağlamında, kamu kurumlarının suçun işlenmesinde bir araç olarak kullanıldığı savunuldu.












