Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan, soL TV’de yayınlanan Komünist Bakış programında gazeteci İrem Yıldırım’ın sorularını yanıtladı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın CHP’den istifa ederek AKP’ye katılmasına ve bu gelişmenin ardından İzmir’i bekleyen olası senaryolara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Okuyan, seçmen iradesinin gasp edildiğini belirterek halkın bu sürece müdahale etmesi gerektiğini söyledi.
“SİYASİ ETİK AYAKLAR ALTINA ALINDI: MAKAM TERK EDİLMELİDİR”
Siyasetteki parti değiştirmeleri ve “transfer” kültürünü sert bir dille eleştiren Kemal Okuyan, halkın oyuna saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Okuyan şu ifadeleri kullandı:
“Bir partinin seçmeninin oyuyla bir makama gelen bir kişi o partiden ayrılıyorsa, o makamı da terk etmelidir. Nokta. Bu kadar basit. Türkiye’deki sistemde siyasi etik zaten ayaklar altına alınmış durumda. İnsanların bir partiden diğerine geçişlerinde ilkesel veya programatik hiçbir gerekçe yok. Tugay’ın önüne milyonlarca imza çıkmalı, halk bu meseleye doğrudan el koymalıdır.”
“İZMİR’İ İSTANBUL GİBİ BİR RANT ALANINA ÇEVİRME PLANI VAR”
İktidarın İzmir’deki seçmen direncini kırmak için Cemil Tugay transferini stratejik bir araç olarak kullandığını savunan TKP Lideri, kenti bekleyen imar ve altyapı tehlikelerine dikkat çekti:
“AKP’nin İzmir’i neredeyse İstanbul’a yakın bir rant alanına çevirme planı var. Çıkış yolu olarak Cemil Tugay’ı buldular ama bu yetmeyecek. Önümüzdeki süreçte Körfez’in altından raylı sistem geçirme gibi mega projelerle göz boyamaya çalışacaklar. Eğer İzmirli direncini kamusal alan savunusuna evriltmezse, kenti hizmet kılıfı altında batırırlar. Körfez’den geçirilecek her proje kirliliği artırır, büyük çevre sorunları yaratır.”
ECEVİT DÖNEMİNDEN BUGÜNE İZMİR’İN SOSYOLOJİK YAPISI
İzmir’in siyasi geçmişine ilişkin ezberleri eleştiren Okuyan, kentin CHP ile kurduğu bağın tarihsel temellerini anlattı. İzmir’in sanayileşme ve emekçi dinamikleriyle sol çizgiye kaydığını belirten Okuyan şöyle devam etti:
“İzmir için ‘Demokrat Parti geleneğinden geliyor’ denir, bu Adalet Partisi dönemi için doğru. Ancak CHP’nin İzmir’deki ağırlığı 1973’lerde Bülent Ecevit’in yükseliş dönemine, yani kentin sanayileşmesine ve emek eksenli değişimine dayanır. İzmir sadece orta sınıf veya yaşam tarzı kaygılarıyla CHP’ye kaymadı; o yükselişin tabanında emekçiler vardı. Bugün de kentte AKP’ye karşı ciddi bir direnç var ancak bu direnç sınıfsal bir kamusal savunmayla birleşmezse savunmasız kalır.”
“MEKKE ANLAŞMASI İLE TÜRKİYE RİSKLİ BİR SAVAŞA SÜRÜKLENİYOR”
Programın son bölümünde Dış Politika ve Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na da değinen Okuyan, Türkiye’nin Yemen’deki iç savaşa dahil edilme riskine karşı uyardı:
“Mekke Anlaşması, NATO zirvesinin uzantılarından biridir. ABD bölgedeki rolünü müttefiklerine devretmeye çalışıyor. Türkiye’nin Yemen’deki savaşa fiziki bir müdahalesinin hiçbir hukuki ve milli gerekçesi olamaz. Kamuoyundan gizlenerek Türkiye’yi Suudi Arabistan’ın yanında savaşa sokacak adımlardan uzak durulmalıdır.”
TÜRKİYE’DE YEREL YÖNETİMLER VE SİYASİ ETİK TARTIŞMALARI
Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu gereğince, yerel seçimlerde bağımsız veya bir parti bayrağı altında seçilen belediye başkanlarının parti değiştirmesini engelleyen cezai bir yaptırım bulunmamaktadır. Ancak Türk siyasi tarihinde yer alan milletvekili ve belediye başkanı transferleri, kamuoyunda ve akademik çevrelerde “temsilde adalet” ve “seçmen iradesine saygı” ilkeleri çerçevesinde tartışılmaktadır. Siyasi etik kanunu düzenlemeleri, seçilen yöneticilerin partilerinden istifa etmeleri durumunda görevlerinin düşüp düşmemesi gerektiği başlığı altında parlamentonun ve siyasi partilerin uzun süredir gündeminde yer almaktadır.












