Kamuoyunu sarsan ve yaklaşık 900 milyar liralık hacme ulaştığı öne sürülen fon krizine ilişkin siyaset arenasında karşılıklı açıklamalar sürüyor. Süreçte muhalefet kanadından gelen ve belirli gün ya da saat verilerek yapılan “isim açıklama” çıkışlarının sonuçsuz kalması veya teyit süreçlerinde yaşanan aksamalar, fon krizinin siyasi sorumluluk boyutunun sulandırıldığı yönündeki eleştirileri beraberinde getirdi.
ÜMİT ÖZLALE’NİN ÇIKIŞI VE YENİ PARTİ’NİN TEYİT AÇIKLAMASI
Yeni Parti Milletvekili Ümit Özlale’nin geçtiğimiz günlerde dile getirdiği ve pazartesi gününe kadar AKP üyelerine ait sıralı listenin açıklanmaması halinde ellerindeki belgeleri paylaşacaklarına dair açıklaması kamuoyunda geniş merak uyandırdı. Ancak belirlenen takvimde herhangi bir yeni dosya veya isim listesi açıklanmadı.
Konuya ilişkin açıklama yapan Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre, partilerine çok sayıda duyum ve iddia ulaştığını ancak teyit edilmeden kamuoyuyla paylaşılmayacağını ifade etti. Emre, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Soruşturma genişledikçe çok daha fazla isim göreceğiz. Tarafımıza birden fazla bakan yardımcısı, siyasetçi ve bürokrata ilişkin iddialar iletilmektedir; kimin hangi tarihte bu sisteme girdiği, kimin neyi olduğu anlatılmaktadır. Bizler emin olduğumuz anda bunları yeniden açıklayacağız. Parti olarak haftalık rutin ‘Fon Krizi’ başlığı altındaki toplantılarımızı ve tespit çalışmalarımızı kesintisiz sürdürüyoruz.”
‘İSİM BENZERLİĞİ’ VE SÖYLEM STRATEJİLERİNİN ETKİSİ
Söz konusu geri adımın arkasında, geçtiğimiz haftalarda bir bakan ve yakınına ilişkin dile getirilen iddiaların ardından yaşanan “isim benzerliği” tartışmasının yattığı belirtiliyor. Siyasi analistler ve medya eleştirmenleri; muhalefet kanadından yapılan ancak somut belgeyle desteklenmeyen ve süre verilerek beklenti yaratılan çıkışların, 500 bin yurttaşı mağdur ettiği iddia edilen devasa finansal krizin esas sorumluluk alanlarını gölgelediği görüşünü dile getiriyor.
SIZDIRILAN LİSTELER VE HUKUKİ SORUMSUZLUK TARTIŞMALARI
Son günlerde sosyal medya ve dijital platformlara sızdırılan 85 kişilik isim listeleri ve bu belgelerin yayılmasının idari makamlarca suç kapsamına alınması da tartışmanın bir diğer boyutunu oluşturuyor. Kamuoyunda Yandaş gazeteci Abdulkadir Selvi gibi isimlerin de zaman zaman “olaydan yetkililerin haberdar olduğu” yönündeki köşe yazıları hatırlatılarak, soruşturmanın münferit isimler üzerinden mi yoksa kurumsal denetim eksiklikleri üzerinden mi yürütüleceği merak ediliyor.
SİMAV, PONZİ VE NİTELİKLİ DOLANDIRICILIKTA MEVZUAT SÜRECİ
Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 158. maddesinde düzenlenen “nitelikli dolandırıcılık” ve Sermaye Piyasası Kanunu’na aykırı izinsiz sermaye piyasası faaliyetleri, kamu kurum ve kuruluşlarının, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması durumunda ağırlaştırılmış müeyyideler içermektedir. Finansal piramit yapıları (Ponzi sistemleri) veya usulsüz fon yönetimlerinde, kamu yetkililerinin ihmali veya denetim görevini yerine getirmemesi (görevi kötüye kullanma – TCK m. 257) idari ve adli soruşturmaların odağında yer almaktadır. Soruşturma gizliliği (CMK m. 157) ihlal edilmeksizin, mağduriyetlerin giderilmesi için hazırlanan kanun teklifleri ve idari düzenlemelerin Meclis gündeminde öncelikli hale getirilmesi beklenmektedir.












