Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Dış Politika Kurulu, küresel siyasette artan gerilimler, bölgesel ittifaklar ve Türkiye’nin dış politika stratejilerine ilişkin güncel değerlendirme raporunu kamuoyuyla paylaştı. Raporda, Sivas Kongresi’nin tarihsel mirasına vurgu yapılırken, üçüncü dünya savaşı riskine ve Orta Doğu’da şekillenen yeni savunma paktlarına dikkat çekildi.
SİVAS KONGRESİ’NİN 107’NCİ YILINDA TAM BAĞIMSIZLIK VURGUSU
Açıklamanın ilk maddesinde, 4 Eylül 1919’da toplanan Sivas Kongresi’nin 107’nci yıl dönümü vesilesiyle tarihî bir anma mesajı yer aldı. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerini birleştirerek CHP’nin temellerini atan Sivas Kongresi Heyeti ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk saygıyla selamlandı. Manda ve himayeyi reddeden tam bağımsızlık iradesinin, bugün de partinin dış politika anlayışına yön vermeye devam ettiği ifade edildi.
ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI RİSKİ VE “İSTEKLİLER KOALİSYONU” UYARISI
Küresel siyasetteki belirsizliklere işaret eden CHP Dış Politika Kurulu, düşük yoğunlukta seyreden “üçüncü dünya paylaşım savaşının” giderek sıcak bir çatışma sürecine evrildiğini belirtti. Çok kutuplu dünya düzeninin getirdiği istikrarsızlığa değinilen raporda, Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal çıkarlarını korumak adına ittifak politikalarını yeniden gözden geçirmesi gerektiği vurgulandı.
Özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı’nda sona yaklaşılırken, Türkiye’nin “İstekliler Koalisyonu” gibi mekanizmalar üzerinden çatışmalara taraf olmaktan kesinlikle kaçınması gerektiğinin altı çizildi.
MEKKE SAVUNMA ANLAŞMASI VE BÖLGESEL BARIŞ ADIMLARI
Değerlendirme raporunda dikkat çeken bir diğer başlık ise Mekke Savunma Anlaşması niyet beyanı ve bölgesel gelişmeler oldu. Kurul, Bangladeş ve Suriye’nin anlaşmaya katılım yönündeki niyetlerini memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.
Ağustos 2026’da Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması (“Mekke Paktı”), üye ülkelerden birine yapılacak saldırıyı tüm üyelere yapılmış sayan bir kolektif savunma mekanizması sunuyor. Bangladeş ve Suriye gibi ülkelerin bu sürece dahil olmasının, bölgedeki barış ve istikrarın yerel aktörlerce sahiplenilmesi adına önemli bir adım olduğu ifade edildi.












