ANKARA – Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) TBMM Grup Başkanlığı, Halk TV’ye yönelik sabah saatlerinde gerçekleştirilen polis baskını, yayının durdurulması ve kayyım atanması kararlarına ilişkin sert bir yazılı açıklama yayımladı. Açıklamada, yaşanan süreç “muhalif medyaya dönük sistematik baskının yeni ve utanç verici bir halkası” olarak nitelendirildi.
“SİSTEMATİK BASKININ YENİ VE UTANÇ VERİCİ BİR HALKASI”
CHP TBMM Grubu tarafından yapılan açıklamada, kanal sahibinin ticari faaliyetlerine ilişkin yürütülen soruşturmaların gerekçe gösterilerek el koyma işlemi yapılmasının kabul edilemez olduğu belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Halk TV’ye yönelik şafak operasyonu, muhalif medyaya dönük sistematik baskının yeni ve utanç verici bir halkasıdır. Kanal sahibinin ticari faaliyetlerine ilişkin soruşturmalar gerekçe gösterilerek gerçekleştirilen el koyma işlemi, halkın haber alma özgürlüğüne ağır ve doğrudan bir darbe indirmiştir. Çalışanların potansiyel suçlu muamelesi görerek iş yerlerine girmelerinin engellenmesi ise medya tarihinin kara sayfalarına eklenecek niteliktedir.”
“MEDYA KURULUŞLARI KEYFÎ MÜDAHALELERE AÇIK HEDEFLER DEĞİLDİR”
Tek kişilik irade ve baskı rejiminin medya üzerindeki tutumuna dikkat çekilen metinde, yayın organlarının keyfî kararlarla hedef alınamayacağı vurgulandı:
“Ülkeyi tek kişilik irade ve baskı rejimyle yöneten zihniyetin artık görmesi gereken gerçek şudur: Medya kuruluşları itibar müesseseleridir; keyfî müdahalelere açık hedefler değildir.”
ÜÇ TEMEL İTİRAZ VE TALEP
Açıklamada, kanalın yayın akışının karartılmasına ve çalışanların haklarına ilişkin üç temel ilke sıralandı:
Kanalın canlı yayınının engellenmesi kabul edilemez.
Yayın politikası, kanalın kendi habercileri dışlanarak ve dışarıdan dayatılarak belirlenemez.
Çalışanların özlük haklarının korunması, ertelenemez bir önceliktir.
“SUÇLAMALAR HUKUKİ GÜVENCELER ÇERÇEVESİNDE DEĞERLENDİRİLMELİDİR”
Bir yayın kuruluşunun haberlerinin eleştirilmesinin veya yanlış bulunan yayınlara itiraz edilmesinin demokratik hayatın doğal bir parçası olduğuna değinilen açıklamada, masumiyet karinesine vurgu yapıldı:
“Bir yayın kuruluşunun haberlerini eleştirmek, yanlış bulduğumuz yayınlara itiraz etmek ve yasal haklarımızı kullanmak, demokratik hayatın doğal bir parçasıdır. Ancak bir kuruma ilişkin iddialar; savunma hakkı, masumiyet karinesi ve hukuki güvenceler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bugün yaşanan olayın gerekçeleri ve soruşturmanın kapsamı bütün yönleriyle açıklığa kavuşmadan peşin hüküm vermek, hukuku ayaklar altına almaktır.”
“KAYYIM ATAYANLARI ELEŞTİRMEK YERİNE CHP’YE SALDIRANLARI DA GÖRÜYORUZ”
Gelişmelerin ardından yaşanan tartışmalara ve CHP’ye yönelik eleştirilere de değinilen metinde, şu değerlendirmede bulunuldu:
“Kanala kayyım atayanları eleştirmek yerine Erdoğan’ı eleştirmek yerine Cumhuriyet Halk Partisi’ne saldırmayı tercih edenleri de görüyoruz. Bize saldırmanın bir maliyeti yoktur; kayyım atayanları eleştirmenin ise açık bir bedeli vardır. Bu kolaycılığı anlıyoruz ancak bu, gerçekle yüzleşmenin yerini tutmaz.”
“ŞEFFAFLIK VE GÜVEN VEREN BİR HUKUK DÜZENİ ZORUNLUKTUR”
Sürecin şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerektiği belirtilen açıklamanın son bölümünde şu ifadelere yer verildi:
“Yetkili kurumların hukuka uygun hareket etmesi, sürecin şeffaf yürütülmesi ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi zorunluluktur. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak kişilere ve kurumlara göre değişmeyen bir hukuk anlayışını savunuyoruz. Eleştiri hakkı kadar sorumluluk, özgürlük kadar hukuk ve iddialar karşısında gerçeğin ortaya çıkarılması da demokratik düzenin vazgeçilmez unsurlarıdır. Türkiye’nin ihtiyacı; güven veren bir hukuk düzeni, şeffaflık ve demokratik kurumların güçlendirilmesidir.”
Açıklama, CHP’nin süreci yakından takip edeceğinin altı çizilerek şu sözlerle tamamlandı:
“Hak, hukuk ve adalet mücadelesi çerçevesinde Halk TV sürecini dikkatle ve yakından izleyecek; halkın haber alma özgürlüğüne ve medya çalışanlarının haklarına zarar verecek her türlü adımın karşısında duracağız.”












